İnsan değere ihtiyaç duyan,” Tanrı olmayı arzulayan bir varlıktır.” Görevinin imkansızlığına rağmen, tamamlanmışlık tutkusunu kovalamaya devam etmiştir. Bu yüzden de ıstırap içindedir, çünkü hayatı yararsız bir arayıştır:” İnsan,bir lüzumsuz tutkudur”.
dusunbil.com/jean-paul-sartr...
Sartrecı olmak; varoluşu, günlük yaşantımızdan kaynaklanan sabit kabullenişlerimizden ve her türlü önyargıdan sıyrılmış olarak anlayabilmektir. Kendi hayatımızda birçok bakımdan Sartrecı bakış açısını deneyebiliriz. “Eşinizle bir akşam yemeği” olarak bildiğiniz şey üzerine biraz düşünün. Böyle bir tanımlama altında her şey tamamen mantıklı görünür. Ancak bir Sartrecı, yüzeysel normalliklerden sıyırlarak, yüzeyin altına gizlenmiş uç tuhaflıkları göstermelidir. Akşam yemeği gerçekte şu anlama gelir; evrenin seni teşkil eden parçasının uzaktaki bir helyum ve hidrojen patlamasından uzaklaşmış, dizlerini doğranmış bir ağacın dilimleri altında kaydırarak ölü hayvan ve bitki parçalarını ağzına koyman ve çiğnemen, hemen yanında, bazen cinsel organına dokunduğun başka bir memelinin de aynı şeyi yapması. Veya Sartrecı bir gözle işini düşün; sen ve diğer bir çok kişi bedenlerini elbise ile sarıyor ve birbirinize karşı heyecanlı sesler çıkarttığınız bir kutunun içinde toplanıyorsunuz, kâğıt parçaları karşılığında mükemmel bir serilikle bir çok plastik düğmeye basıyorsunuz. Sonra duruyor ve gidiyorsunuz. Gökyüzü tekrar aydınlandığında ise geri geliyorsunuz.
Düşünbil Portal
dusunbil.com/jean-paul-sartr....
Ev olmasa, insan dağılmış bir varlık olurdu. Ev, insanı gökten inen fırtınalara karşı olduğu kadar, yaşamda karşılaştığı fırtınalara karşı da ayakta tutar. Ev hem beden hem de ruhtur.
Gaston Bachelard