Bilimin insana birçok şey kazandıracağı kesin ve elbette bu inanılmaz ölçüde büyük bir lükstür. İnsanın aslında iradesinin ve kaprislerinin olmadığı, belki sadece bir piyano tuşu ya da bir org cıvatası kadar değerli olduğuna inanmalıyız. insanlar, yeryüzünde doğa kanunları olduğunu ve bütün hareketlerinin kendi kişisel istekleriyle değil de aslında kendi iradesinden tamamen bağımsız olarak doğa kanunlarıyla meydana geldiğini anlayacaklardır. Şimdi karşımızda tek sorun var. Bu doğa kanunlarını ne olduğunu bulmak. Böylece insan, hareketlerinden hatalarından sorumlu olmayacak ve hayat, onun için kolay çok daha huzur verici hale gelecek.
Uygarlıkla beraber insanlar daha çok kan dökmeseler de daha kötü, daha iğrenç birer cani olmuşlardır. Eskiden hak için kan dökülür ve bu, büyük bir rahatlıkla, iç huzurla yapılırdı. Zamanımızda ise, insan öldürmek suç sayıldığı halde, cinayetlerin ardı arkası kesilmiyor, üstelik eskiye oranla daha fazla.
İnsanların duygu çeşitliliğini artırmaktan başka işe yaramaz uygarlık. Duyguları çeşitlendikçe insan, kan dökmekten zevk almaya başlar hale geliyor. Buna birçok örnek gösterebiliriz; en ustalıkla işlenen cinayetlerin, çoğu kez kültürlü, aydın insanlar tarafından yapıldığına dikkat ettiniz mi?
Değerli okuyucularım, siz, insan çıkarlarını, istatistik bilgilerinden ve ekonomik formüllerden çıkarmışsınız. Size göre insan çıkarları refah, zenginlik, özgürlük ve rahatlıktan oluşur. Bütün bunlara kendi isteğiyle, açıkça sırt çeviren bir insana siz de bende cahil, deli adam gözüyle bakmaz mıyız? Bütün istatistikçiler ve bilginler, insanlarla ilgili birtakım hesaplar yaparken, insanların çıkarlarından birini daima gözden kaçırırlar.