Hüsran....
Ayşe Kulin değil de başkası yazmış gibi... Ayşe Kulinden değil de sıradan bir yazardan okudum bu kitabı diye avutuyorum kendimi. Peki keyifli miydi? bence keyifliydi. Şehirlere bombalar yağardı her gece, biz durmadan sevişirdik misali!!!! Hepimizin kaçtığımız, sığındığımız şeyler vardır. Kaçışlarımız, unuttuğumuz gerçekler, hatta ismimiz bile!!! Bu lanet darbe sürecine farklı pencereden bakmış anlatım. Sevda o gözyaşını aslında geç kaldıklarına akıttı. En çok da kendi ruhuma akıttı....
Gözlerim yaşla kalakaldım..
Bu ne güzel bir anlatım. İclal bunu neden yaparsın ki... Yıkıldık be kadın..
Söylenmemiş sözlere, yaşanmamış anılara, en çok da keşke dediklerimize... Hepsinin şerefine olsun bu kitap....
Bu kitabı beğenmemek.... Sayfalarında kaybolmamak... Ne büyük saygısızlık olurdu!
Sabite'nin Fransaya gitmemesine şimdiki aklım ile epey kızmıştım okurken diğer taraftan da 1910'lu yıllardaki o eğitimin kalitesine, okudukça iç geçirdim. Yaşadığım, kalitesi düşük eğitime muhtaç edilmeme ve tükenerek geçmiş olan gençliğimin anısına acıyla bakarak!!!
Bu kitap; akış olarak güzeldi lakin bazı yerlerde daha ayrıntı ve daha detay arattı bana. Keşke daha çok detay anlatsaydı demedim değil okurken! Hele hele o bazı karakterleri yaşamak için buna ihtiyaç duydum. Ah!!! ne olursa olsun kitap beni o dönemlere taşıdı... Keşke o dönemin zorluklarına rağmen, Sabite yerinde ben olsaydım dedim kendi kendime. İyi ki varmışsın be Sabite...