“Dalgınlaşmış biri, iyi bir şey düşünmez çünkü. Duvarlarını yükseltmekle ve karanlık mağarasına gömülmekle meşguldür. Fakat ben de bütün budalalar gibi gürültüden medet umuyor, içinde su cinlerinin, çocukluktan kalma gölgelerin ve bilmekten memnun olmayacağım kalp kırıcı gizlerin saklandığı o mağaraları yok saymaya çalışıyordum. Hem mağaraların kapılarını yumrukluyor hem de karanlıkta ıslık arayan çocuklar gibi, korkmamak için sese ihtiyaç duyuyordum.”
“Çok istenen bir şey gerçekleşmeye yüz tuttuğunda yaşanan panik, onca hazırlığa rağmen hazırlıksız yakalanma hissi ve ondan boşalacak yere ne konacağını bilememe hali. Bu da bitti, ee şimdi?”
“İnsan, dünyayla kurduğu rabıtayı kendi ihtiyaçları üzerinden anlamlandırıp neyin lüzumlu, neyin lüzumsuz, neyin zarif, neyin kaba, neyin akıllıca, neyin aptalca olduğunu öyle saptıyordu. Oysa dünya elbette hiçbirimizin etrafında dönmüyordu.”