Ama... Yalnızlığıma, küskünlüğüme bakma sen. Dedim ya, insanları seviyorum. Zaten Barba... Nasıl söylesem, bilemiyorum...
Bazı şeyleri anlatmak ne kadar zor. Sözcükler bitiveriyor. Yoruluyorum. İki ayrı yaşamı... Evet, iki ayrı yaşamı yaşamak zor oluyor. Beni yoruyor. İnsanları sevdiğimi söylüyorum fakat, işte, bir Ahmet' le, bir Mehmet'le ... Garip ama, geçinemiyorum. Neden kızıyorum onlara?
Daha iyi olsun istiyorum, daha güzel. Herkes boşveriyor. Boşveriyorlar. Hep, hep, hep böyle olunca da... "Kime güvenmeli... " diyorum. Her yeni tanıdığım insana, " Hah, belki bu... " diye, umutla gidiyorum Barba. Sanki yeni, hiç bilmediğim, o anda oluşmuş bir canlı gibi. Her şeyi unutarak gidiyorum yanına. Bir de bakıyorum ki, bildiğim eciş bücüş yaratıkmış.
Belki de, beni O'na yaklaşmaktan alıkoyan, bu korku. Düş kırıklığına uğrama korkusu.
Benim sevdiğim insan farklı olmalı. Farklı olmak zorunda. Kesinlikle! Bu, kesinlikle böyle!