Gizli mabet

Gizli mabet
@Liltu
????????
marsta
80 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Ölmem gerekiyordu ama ölmedim diye devam etti hızlıca. Nefesimin sonsuza kadar kesilmesi gerekiyordu ama kesilmedi. Kalbimin durması gerekiyordu ama durmadı. Çok büyük bir acı hissettim, yanıyordum ama üşüyordum da . Titriyordum ama Önder beni orada öylece bıraktı ,acı çekmeme izin verdi. Gözlerini gözlerime çevirdi ,tam içine baktı. Nefes alamadım ,ölmek istedim ama ölemedim . Çok acı vericiydi . Canım hala çok yanıyor. Yine de ona itaat etmeyeceğim, korkmama izin vermesini sağlamayacağım . Ağlıyorum ama korkudan dolayı değil . Çocuklar canları yandığı zaman ağlar, canım yandığı için ağlıyorum...
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Bazı zamanlar vardır, avuç içlerinin terlemesine sebep olan, damarlarından kalbine giden kanın hızlanarak artmasını sağlayan... Ve yine bazı anlar vardır, korku ve heyecan ile vücudunu titreten.O öyle bir andır ki, sen ne olduğunu bile anlamadan yakalar seni. İçine çektiğin her nefesle katlanarak vücudunu sarsan bir süreçtir bu. Hele bir de karşındaki ağlıyorsa...
Ayın gözyaşları oradaki yıldızlar. Ay her gece öldürür güneşi yeniden doğsun diye.Ve bilir ki, her akşam karanlığında güneş de öldürecektir kendini onun için. Sonsuz bir döngüdür bu. Güneş doğmaya mecburdur. Ay batmaya...
"Teşekkür ederim.Çok zeki ve zarif bir bayansınız. Umarım sizi rahatsız edecek veya zor duruma düşürecek bir hareketim olmamıştır. Ücretiniz anlaştığımız üzere yarın sabah hesabınızda olacak. Bana sahip olmak için her şeyimi verebileceğim bir hayal armağan ettiniz. Yalnızca bunun için bile size sonsuz bir saygı ve hayranlık duyuyorum." Aynı filmin repliklerini yüzüncü kez duyuyor gibiydim, öyleki bir ara sözünü bölüp aynı kelimelerle tamamlayacaktım. İşlerimin neredeyse tamam böyle biterdi,daha önce profesyonelliğim konusunda yüz kez konuşmuş olsam da etkileyici ve romantik bir ses tonu,son bir umut oltası," Hadi be kızım, neden gerçek olmasın, bırak bu saçma işleri de gerçek bir hayata başla benimle," iması İşlerimin neredeyse tamamını noktaladığım şekilde yalnızca nazik bir teşekkürle gözlerimi camdan dışarı odaklayıp zihnimi dış devreye kapattım ve kendi arabamı bıraktığım yerde patronumun (an itibariyle eski patronumun) arabasından inip kendisine son kez teşekkür ettim. Yaza yaklaşmıştık ama yine de gece hala soğuktu.Artık ayaklarımın acısını hissetmiyordum, zavallıcıklar yakınmayı kesip kaderlerine razı olmuştu. Vücudumun bu olgun tepkisini ödüllendirip henüz sokaktayken Çin işkencesi ayakkabılarımı çıkartarak arabama yalınayak bindim. Radyoyu açtım, kendimi Voyage FM'in yumuşak müziğine bırakıp yolun beni yalnızlık sarayıma götürmesine izin verdim ...
"Profesyonel kandırıkçı." Evet, ben tam olarak buydum. Patronumun sorduğu soruları kafamdan def etmek için Voyage FM'i son ses açtım. Kandırmak... Benim işim yalan söylemekti. Yalnız tek ayak üstünde değil, amuda kalkıp parende atıp havada karada hikayeler düzmekti. Tüm bu bir kaç saatlik, su köpüğü hayatlar içinde benim hayatım var mıydı yok muydu kestiremiyordum.Kendimi insan formunda bir cast ajansı gibi hissediyordum. kendim sandığım insan, sahte senaryolara oyuncu yetiştirmek için kendine bakan, spor yapan, araştırıp duran bir tür saçmalıktan ibaretti.