"Teşekkür ederim.Çok zeki ve zarif bir bayansınız. Umarım sizi rahatsız edecek veya zor duruma düşürecek bir hareketim olmamıştır. Ücretiniz anlaştığımız üzere yarın sabah hesabınızda olacak. Bana sahip olmak için her şeyimi verebileceğim bir hayal armağan ettiniz. Yalnızca bunun için bile size sonsuz bir saygı ve hayranlık duyuyorum."
Aynı filmin repliklerini yüzüncü kez duyuyor gibiydim, öyleki bir ara sözünü bölüp aynı kelimelerle tamamlayacaktım. İşlerimin neredeyse tamam böyle biterdi,daha önce profesyonelliğim konusunda yüz kez konuşmuş olsam da etkileyici ve romantik bir ses tonu,son bir umut oltası," Hadi be kızım, neden gerçek olmasın, bırak bu saçma işleri de gerçek bir hayata başla benimle," iması
İşlerimin neredeyse tamamını noktaladığım şekilde yalnızca nazik bir teşekkürle gözlerimi camdan dışarı odaklayıp zihnimi dış devreye kapattım ve kendi arabamı bıraktığım yerde patronumun (an itibariyle eski patronumun) arabasından inip kendisine son kez teşekkür ettim. Yaza yaklaşmıştık ama yine de gece hala soğuktu.Artık ayaklarımın acısını hissetmiyordum, zavallıcıklar yakınmayı kesip kaderlerine razı olmuştu. Vücudumun bu olgun tepkisini ödüllendirip henüz sokaktayken Çin işkencesi ayakkabılarımı çıkartarak arabama yalınayak bindim. Radyoyu açtım, kendimi Voyage FM'in yumuşak müziğine bırakıp yolun beni yalnızlık sarayıma götürmesine izin verdim ...