Zülfü Livaneli'nin okuduğum üçüncü kitabıydı ve beklentilerimi yine boşa çıkarmadı. Akıcı olmasının yanı sıra bu kitabı özel kılan şey gerçek hayatta komplike olan düzeni basite indirgeyerek bir ada üzerinden anlatması.
Başta bir ütopyayı anlatıyor ama kitap ilerledikçe kendinizi distopik bir sistemde buluyorsunuz adalılarla birlikte. Gittikçe insanların manipüle edilmesi geriyor, sıkıntı veriyordu bana. Niye sürekli başkanın karşısına dikilen, ona ve ada sakinlerine gerçekleri söyleyen yazar'a aldırmıyorlar diye kızıyordum ama gerçek dünyada da durum farklı değil belki de ona üzülüyordum.
Livaneli'nin en politik romanım dediği Son Ada, tembellik ve boşvermişliğin insanları nasıl bir noktaya götürdüğünü anlatıyor ve bizim için bir uyarı niteliği taşıyor.