"Kitap dediğin, kendisini ateşe okutacak kadar güçlü olmalıdır. Zamanı kendi huzurunda aciz bırakana kitap derim ben. Gerisi, mürekkepli kağıt yığınıdır.
“Her arayan bulamaz, fakat bulanlar sadece arayanlardır” (Mevlana)
Adnan Şenses yalnız değil, Homo Sapiens de bu sorunun cevabını arıyor: “ Yıllardır bu soruyu soruyorum kendime/ Bilmem ki bu dünyaya ben niye geldim.”
Ruhumuz hafızasını yitirmiş bir esir gibi “ben kimim, burası neresi, ne yapmam gerekiyor” sorularıyla meşgul ve tedirgin(en azından bir kısmımızın). Bu sorulara cevap aramak için ruhani bir arayışa çıkmak bir çok kültürde ve dinde ortak. Tüm zihin ve beden konforunu bir kenara bırakarak yüce değerlerin peşine düşmek, bunu nerede ve hangi sıfatla yaptığından bağımsız, saygı duyulası bir tercihtir. Mesela tasavvufta da bulmaktan çok aramak ön plana çıkartılır. Ki bunu en güzel Kabe’ye gitmek için yola çıkan karınca anlatır. Kendisine boşa uğraşma varamazsın, dediklerinde “ Varamazsam da yolunda ölürüm.” der. Yani bu konuda yolculuğa karar vermiş yolcu halkın hor görmesini baştan kabullenmelidir. Yunus’un deyişiyle “Ko gülen gülsün/Hak bizim olsun/Gafil ne bilsin/Hakkı seven var.” Siddhartha da bu yolculardan biri. Yaşadığı her acı, her imtihan onu yavaş yavaş Buddha’ya götürür. Önce ailesinden ayrılır, sonra en yakın arkadaşından, bedenini farklı terbiyelerden geçirir, bir zaman çocuk insan diye adlandırdığı insanlara benzer, dünya nimetlerinin peşinde sürüklenir, çocuğuyla yaşadıkları, kendi ‘ben’iyle olan iniş ve çıkışları her biri ayrı çiledir. Ama bunlar ‘yol’da olmanın tabi halleridir. “ Bu yol uzaktır/Menzili çoktur/ Geçidi yoktur/ Derin sular var.” Öldürmeyen acı geliştirir, derler. Siddhartha’nın da ruhu öyle gelişir ki gördüğü her şeyde ‘O’nu görmeye başlar. Bir nevi Vahdet-i Vücuda erer.
İnsanın kendisine cevabı zor sorular sorması huzurunu kaçırır. Kimisi gelen sese kulak tıkar, kimisi bunların varlığından dahi
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447,1bin okunma
Bu kitap Türkçeye 2023 kasım ayında çevrilmiş, bu yüzden ilk baskısını okuyor olmak benim için kıymetliydi.
Kitabın yazarı Berthold Gunster: Omdenken yani Hollanda tersine düşünme sanatı, sorunları fırsata dönüştürme felsefesinin kurucusudur.
Kitabın türü kişisel gelişim olmasına rağmen bu türde yazılmış birçok kitaba göre daha akıcı ve anlaşılır bir dili var.
Ayrıca yazar kitabın daha rahat okunabilmesi açısından, ortalama bir hesap yaparak bölümleri 3000 kelimeye ayırmış.
Kitap bize bir sorunla karşılaştığımızda onun aslında bir sorun değil belki de bizim için bir fırsat olabileceğini anlatmaya çalışıyor. Yani olumsuzluklar içerisindeki olumluyu görebilmeyi anlatıyor. Bunları da 15 tersine düşünme stratejisi ile açıklıyor ve yazar bu stratejileri daha iyi anlayabilmemiz açısından bize yaşanmış örnekler sunuyor. Bu örnekler içerisinde bilindik birçok markanın da olması beni çok şaşırttı ve gerçekten de bu stratejileri daha iyi anlamamı sağladı.
Ben bu kitabı her gün bölümlere ayırarak ve sindirerek okumaya çalıştım ve bunun sonucunda bilmeden kitapta okuduğum şeyleri hayatıma dahil ettiğimi fark ettim. Bu da ilk defa bir kişisel gelişim kitabının bende bıraktığı güzel bir izlenim oldu.
Kesinlikle başucu kitabı denecek okunması gereken bir kitap.