Bir ilkbahar günü, Amerikalı öğrenciler bana üniversitenin çevresini gezdiriyorlardı, çevre güzel kir çiçekleri ile kaplıydı ama kılavuzlarımdan hiçbiri bu çiçeklerden bir tekinin bile adını bilmiyordu. Böyle bir bilgi neye yarardı ki? Kimsenin gelirine bir şey katmazdı.
Sorun kişiye dayanmıyor; üstelik bir kişi bunu tek başına önleyemez. Asıl sorun, hayatı bir rekabet, hem de yarışmayı kazananın saygıyı da kazanacağı bir rekabet olarak gören bir felsefenin benimsenmiş olmasından ileri gelmektedir. Bu görüş, duyguların ve algıların zararına, iradelerini gereğinden fazla gelişmesine yol açar.
Her an; kırılgan ve geçicidir.
Geçen an,
Güzel olsa da saklanamaz.
İçinde bulunduğun an,
Hoş olsa da öyle kalmaz.
Gelecek an,
Ümit dolu olsa da yakalanamaz.
Ancak zihin, nehri belli bir yerde sabitleştiremez.
Geçmişin düşüncelerine kapılıp,
Su anın apaçık gerçeğini görmemezlikten gelir.
Sıradan insana, insanlık cismi büyük görünür.
Gerçekte o, herhangi bir şeyden
Ne daha küçük, ne de daha büyüktür.
Sıradan insana göre farkında olması gereken başkaları vardır.
Oysa, ne kendisi ne de başkası diye bir şey vardır.
Sıradan insana göre mabet kutsal olduğu halde tarla öyle değildir.
Bu işe hakikate aykırı olarak gelişen bir ikiliktir.
Yüksek düzeyde gelişmiş olanlar
Ayrıştırmama erdemine sahiptirler.