Gücümün ve zayıflıklarımın, yeteneklerimin ve zaaflarımın sınırlarını bilmezsem, kendimi olduğumdan az ya da çok sanabilirim. Zaaflarımın bilincinde olmazsam, kendimi olduğumdan fazla sanıp kibir geliştirebilirim; gücümün farkında olmazsam, kendimi güçsüz sanıp başkalarının üzerimde egemenlik kurmasına izin verebilirim.
Dahrendorf'un tasvir ettiği şekilde, bünyelerindeki çeşitli gruplar arasında zenginlik ve güç farklılıkları olması bakımından, sanayi toplumları eşitlikçi değildir. Ancak bunun potansiyel yıkıcı etkileri, sosyal düzen içinde daha yukarı seviyelere geçilmesi için bireylere açık olan, sayısı giderek artan imkanlarla karşılıklı olarak dengelenmiştir. Eğitim burada çok büyük bir rol oynar. Dahrendorf'a göre, bir sanayi toplumunda, eğitim sistemindeki başarı ya da başarısızlık, bireylerin o toplumdaki yerini etkileyen başlıca faktör haline gelir. Eğitim yoluyla mümkün olan toplumsal hareketliliğin liberalleştirici etkileri sanayi toplumlarının istikrarlı bir şekilde olgunlaşmaları için hayati önem taşır. Dahrendorf'un dediği gibi, "toplumsal hareketlilik" sanayi toplumlarının yapısının hayati unsurlarından biri haline gelmiştir ve toplumsal hareketlilik süreci ciddi bir biçimde engellenebilse, bu yapının "çöküşünü" tahmin etmek hiç de güç olmaz.