İnsan beyninin hikâyeleri sevdiğini ve insanın kendisi ile özdeşleştirdiği bir hikayenin, beynin ' olumlu sosyal etkileşimlere girdiğinde' salınan bir molekül olan oksitosin salgılanmasını sağladığını belirten Nöro- ekonomist Dr. Paul Zak, hikâyelerin insan yaşamında oldukça olumlu etkisi olduğunu belirtmiştir. Bu anlamda hikayelendirme yaklaşımlarından Kariyer Yapılandırma Kuramı ile bireyler, kendi hikâyesinden yola çıkarak varsayımlarını, güçlü yönlerini ve yaşam dönemlerini gözden geçirebilmektedir.
Stoacilar ( örneğin Hrisippos, Zenon,Cicero, Marcus Aurelius) bize iyi yaşamayı öğrenmenin iyi ölmeyi öğrenmek, aynı şekilde iyi ölmeyi öğrenmenin de iyi yaşamayı öğrenmek olduğunu öğretmiştir.
Ben, otuz yaşındayım, aynada kendimi görüyorum ve
aynı anda parlak bir gülümseme ile bir kız görüyorum
kararlılıkla şeyler yapmayı, dünyayı değiştirecek güce sahip olmayı isteyen
Dünya sürekli dönüyor
hiç durmayan o sonsuz saatin elleriyle
yeni neslin ideolojisi asla “solmaz”
fakat “anlamak” birkaç kez dönen bir Dünya’nın yerini almış
akıp giden zamanda
hiçbir şey kolay elde edilmez
hiçbir şey birdenbire değişmez
bazen daha da kötüsü olmadan iyiye ulaşılamaz
ben ve aynadaki kız
farklı deneyimler ile karşılaşırız
farklı numaralarda ayakkabılar giyeriz
farklı şeylere ağlarız
aynadaki kıza bir cümle söylemek gerekirse
sadece tek bir cümle…
“nazikçe büyüsün”
kabalığın kalbini kırmasına izin vermesin
nefretin sevginin duvarını yıkmasına izin vermesin
nezaketin kaybolmasına izin vermesin
kimsenin onu başka biri yapmasına izin vermesin.
yavaş yavaş yetiştirsin kalbini
açmayı bekleyen bir çiçek gibi
ne kadar süreceğini… hiç kimse bilemez
fakat çiçekler açınca
o zaman insanların kalbinde şefkat de açar.