Özsaygıya,bizi kurtaracak ya da en azından kurtarıp o çok arzuladığımız olumlu benlik algısını destekleyecek şişme bir bot gibi tutunuruz, ancak bu botun bir delikten hızla hava kaçırdığını görürüz. Gerçek şudur ki bazen iyi, bazen de kötü nitelikler sergileriz. Bazen yararlı üretken bazen de zararlı uyumsuz şekillerde hareket ederiz. Ancak bizler bu nitelikler veya davranışlar üzerinde tanımlanamayız. Bizler isim değil, bir fiil; sabit bir "şey"den ziyade bir sürecizdir. Eylemlerimiz, değişken varlıklar olarak zamana durumu ruh halini ortama göre değişir. Ancak çoğu zaman bunu unutur yüksek bir öz saygı -ulaşılması zor kutsal kase- arayışına girer, kendimizi içine tıkıştırmak için üzerinde "iyi" yazan kalıcı bir kutu bulmaya çalışırız.