Sana gelince...
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün...
Ne ben sana kızarım
Ne de zatın zahmet edip bana küssün...
Artık seninle biz,
Düşman bile değiliz...
Talat ve Fitnat'ın saf ve temiz aşkını okuyunca gerçek hayata dönmek biraz zor oluyor.
Talat'ın Fitnat'a olan aşkı için yaptıklarını okuyunca bir Yeşilçam filmi izliyormuş hissine kapılıyor insan.
Bu trajik hikaye ile dönemin(1872 de yazılmış) görmeden yapılan evliliklerinin yol açtığı sorunlara değinilmiş.
(Gerçi günümüzde severek yapılan evliliklerin de ayrı sorunları olsa gerek ki boşanma oranları bu kadar yüksek.)
Bu kitabı okumak için nasıl bu kadar geç kalmışım! Aynı zamanda edebiyatımızın da ilk romanı sayıldığı için okuyun, okutun.
...ilerleyen insanın hedefine varmaması imkansızdır.Er veya geç hedefine ulaşma ümidi vardır.Duran bir insan nasıl yol alabilir? Yol kendiliğinden ayağınıza gelmez ki...
Derin bir kuyu gibidir tekbaşına yaşayan.Kolaydır içine bir taş atmak; ama taş ta dibe kadar indiğinde, söyleyin ,kim çıkaracaktır onu yeniden dışarıya.