Durdum ve gökyüzüne baktım. Başımdan aşağı doğru sıcacık suların aktığı bir banyoda gibiydim fakat akan şey su değil ışıklardı; ellerimden bembeyaz ve ılık ılık süzülürken omuzlarımdan ve gövdemden nazikçe dökülüyor, içime işliyordu çünkü ruhumda ne kadar karanlık varsa birden aydınlanmıştı.
Her zaman insanların arasındaydım; onlarla birlikte düşüp kalkıyor, birlikte çalışıyor, arkadaşlık ediyor, karşılıklı yardımlaşıyordum. Gelgelelim, yerini dolduramadığım bir boşluk kalıyordu gene de.