“Ve şiirsel rûhlar da böyledir, şiir onların rûhlarını izzet ve gururla doldurur, böylece izzet de onların yüzlerini, hayâ, tevâzu ve utangaçlıkla kaplar. Öyle ki ne kendilerini alçaltırlar, ne nefislerini düşürürler, ne de tüm insanların yapmaya cüret ettiği şeyleri yapmaya cüretkâr olurlar. Sanki hayâl semâlarında sürekli süzülmeleri ve o yüce göklerde uçmaları, gelip gitmeleri, rûhlarına, insanların yaşadığı âlemden daha yüce bir âlemde yaşadıkları hissini verir. Bir ihtiyaca muhtaç düşecek olsalar, kendilerini zillet ve alçalma ortamından uzaklaştırmak ve ‘isteme’nin yüzlerini eskitmesinden utanarak, yeryüzü sâkinlerinden birinden bile ihtiyacını istemekten kaçınır ve geri dururlar. Böylece onlar, fakir yaşarlar ve dertli bir şekilde ölürler.”
Mâcidûlîn, el-Menfelûtî