Bu nedenle, 30 Ağustos 1925’te Kastamonu’da, halkına şu sözlerini tam bir güvenle söylemişti:
“Efendiler ve Ey Millet,
İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz.
En doğru, en hakiki tarikat (yollar), tarikat-ı medeniyettir (uygarlık yollarıdır).
Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak, insan olmak için kâfidir.”
Kendisine saygısı olan bir insana bundan daha güzel bir söz söylenebilir mi?