“Üst üste yığılıp duvar olmuş kocamış taşların dünyasında tek bir efendi vardı; onları doğuran, istifleyen ve dağıtan, tepelerinde merhametsizce ve lakayt bir bezginlikle hışırdayan, her şeyin üstünden aşan ve kimsenin üstünden aşamadığı, ne kimseye geçilen, ne kimseye yenilen, ne soran ne de cevap veren, ne gülen ne de ağlayan, ne doğmuş ne de ölecek olan, sonsuz ve ebedi olan; işte budur efendi: zaman.”
Sayfa 69 - Yazım ve noktalamalar olduğu gibi aktarıldı.·Kitabı okudu
Gerek ele aldığı konular gerek içten dili gerek görselleriyle oldukça başarılı bir dergi…
Derginin ana konularını gönül bağımızın hiç kopmadığı Balkanlar ve kardeş Azerbaycan’ın öz toprağı Karabağ oluşturuyor. Özellikle gezi yazısı türündeki yazılar oldukça başarılı.
“Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığını(YTB)” bu güzel çalışmayı hazırlarladıkları için tebrik etmek gerek.
“…Türklerin çoğu burada doğmuştu,kendilerini Macaristan Türkü olarak görüyorlar ve Babıâli ile Sultan’ın uzaklarda kalmış olan nurunun kadrini pek de bilmiyorlardı. Emirlerini göstermelik babından yerine getiriyorlar ve onları İstanbul’a bağlayan bağların zayıfladığını gitgide daha fazla hissediyorlardı;bu bağları tamamen kopmaktan koruyansa sadece dinin solmakta olan hilaliydi.”
Sayfa 19 - Yazım ve noktalamalar olduğu gibi aktarıldı.·Kitabı okudu