Loire

Ülkelerinden binlerce kilometre uzaktaki bir duvarda kendi atasözlerini görünce, bir şehri işgal etmenin oraya gömülmek anlamına geldiğini öğrendiler.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Doğu’da kızlar, kadın doğar. Ecellerinden önce ölürler. İlk yemeği anasının memesinden gelen ve yediği çanağa tükürmekte sakınca görmeyen erkek, o kadar çok kadın gömer ki toprak bile artık dişidir. Bu yüzden Toprak Ana diye bilinir. Perilerin şanı buradan gelir. Diri diri gömüle gömüle toprağı bile kadın yapmışlardır. Bu yüzden verimsiz ve çoraktır. Buna da, kadının intikamı denir.
Benim cezam. Hepsine yeter. Peki suçum ne? Bunun da bir önemi yok. Çünkü dünya o kadar güzel bir yer ki cezalandırılman için suçlu olman gerekmiyor. Burası bir cennet! Gerçekten öyle. Öyle bir cennet ki herkes cezalandırılıyor. Öyle bir cennet ki masumlara ödül olarak, suçlular da cezalandırılıyor. Bunu gören masumlar, “Yaşasın adalet!” diye bağırıyor. Hiçbir suçları olmadığı halde cezalandırıldıklarını unutarak. Öyle bir cennet ki adalet, adaletsizliği unutmaktan geçiyor!
Ve tanıştığım an, ortak hiçbir noktamız olmadığını anladım. İdealleri vardı. Kendilerini kurtarma idealleri. Ben, insanın herhangi bir şeyden kurtulabileceğine inanmıyordum. Bu yüzden pek anlaşamadık.
Çünkü dünyaya hükmetmeye çalışan herkesten nefret ediyordum. Çünkü hayata değer veren ve kendisini ciddiye alan hiçbir yazarı önemsemiyordum. Çünkü, daha önce de söylediğim gibi, içimde adını koyamadığım bir parçalanma duygusu vardı. Bazen her şeyi yok etmek istiyordum. Her şeyi ve herkesi. Şiddet beni korkutmuyordu. Korkmuyordum. Acıdan korkmuyordum. Acıyı almaktan ve vermekten çekinmiyordum. Asla sıradan bir çocuk olmadım. Hiçbir sıraya sığamadım. Yıllar sonra girdiğim o meclis sıralarına da sığamadığım gibi...