Varoluş
Önce taştık.
Sonra can olduk.
Bir atom,
kendine isim verdi.
İnsan dedi.
Göğe baktı.
Korktu.
Tanrılar yarattı.
Aynalar yaptı.
Yalnız kaldı.
Çünkü var olmak,
bir bedenden çok,
içinde yankılanan boşluğu taşımaktı.
Lolamia
“Ben gece uykum kaçtığında, onun gideceği yolu bilir ve buna boyun eğerim. Ayrıca zaten karşı koymak aptalca olurdu; uyku en suçsuz varlıktır, uykusuz insansa en suçlu varlık…”
yolu haritalarla bulan insanlar
bir cümlenin içinden geçerken fark eder kaybolduğunu.
içimde bozuk çalışan bir pusulayla yürürken
kuzeye doğru,
manyetik bir sapmanın
içinde kaybolduğumu anladım.
ibre..
bir bakışa döndü bazen,
bazen bir şarkıya,
bazen sebepsizce içimi sızlatan eski bir kokuya…
kendimden uzaklaştığımı
farkettim,
yolu tarif eden sese döndüm.
ibreye baktım…
kuzeye doğru titriyordu.
cümleleri geçip gitmem gerektiğini, bazı şeyleri geride bırakmanın
elzem olduğunu anladım.
pusula ben de,
gözüm pusula da kaybolup gittim
kuzey yolunda…
lolamia