Bazı zamanlar, bazı insanların içine tüneyen, ruhunu bir avuca sığdıran, yüreğinin sesinin göğü kuşatmasına izin veren, uslanmaz, susmaz, durmaz bir hissiyat. Bir ihtimal, bir intihar. Bir vazgeçiş...
Bir ayrıık rüzgarı...
Alaborayla yerle bir olmuştu.
Rüzgar esmişti o sabah, sopsoğuk bir rüzgar...
Kal dedi yüreğime.
Gitme dedi bakışlarıyla.
Gittim.
Ve bu son vedamızın yıkılışıydı.
📚Yıkılış
"Başta gelinin işaretinin, neden sırtına tanrının ışığı yazısını kazıdığın anlamadım. Sen de görüyorsun ya, ben ışıktan en uzak şeyim. Belki de bunun nedeni, karanlığımı aydınlatabilecek tek kişinin sen olmandandır."
"Ben zehirim. Mana," dedi. "Ve sen de benim için zehirsin."
"Sen hem zehrim hem şifamsın, ben de senin için öyleyim."
Zehir ve şifa. Biz birbirimiz için buyduk.
"Her kim ya da ne olursan ol, bu değişmeyecek."
"Mana."
"Efendim?"
"Sana bir kere dokunabilmek için ölmem gerekiyorsa hiç tereddüt etme. Beni kendi ellerinle öldür."
"Eğer öleceksem senin ellerinde öleyim."
"Gidecek hiçbir yerim yok."
"Senden başka gidecek kimsem yok."
"Beni sevmeyi bırakacak mısın?"
"Seni sevmeyi ben istemedim ki istediğim için de sevmeyi bırakabileyim,"