Başka zaman dini bir unsur gördüklerinde " Bak nasıl dini suistimal ediyorlar ya, dini alet etmeyin kardeşim!" deyip kılıç kalkan girişenlerin fırıldaklıkları Ramazan oldu mu nedense sırıtmaz.
Neredeyse minare süsü verilmiş iki kola şişesinin arasına mahya ile "Hoş
Geldin Ya Şehr-i Ramazan" yazmadıkları kalır. "Sofranıza düşen
nur damlası coca cola" abartılığında yapılan bu reklamların tesiriyle bizleri aldırdıkları kolaların paralarıyla başkalarının iftar sofralarına bomba olarak düşerler. Düşünelim.
Ve yine aynı pazarlama sendromuyla diğer
reklamların da Ramazan versiyonları çıkar. Mesela, bu mübarek aydan önce sadece dişimize ve falımıza bakan sakızlar Ramazan'da oruçlu dişleri temizleyen iftar sonrası hazmı kolaylaştıran huzur verici bir özellikte çıkar karşımıza
"Dişinize de bakar ruhunuza da . " şeklinde uhrevi bir vazife görmeye başlar.
Sonra banka reklamları... "Ramazan alışverişlerinizi bu hokus pokus kartla yapın, world puan world sevap kazanın." şeklinde boy gösterip minik mor yaratıkları iftar saatinde suratımıza karşı " Vodaa" diye bağırtırlar .
Akaryakıt reklamlarında Ramazan'dan önce sadece benzin oğlu benzin olan benzin, Ramazan ayında sizi iftara yetiştiren manevi bir enerji haline dönüşür...