Hikaye birinci ağızdan yazılmış.
Fransa'da bir otelde kalırken otele yeni yerleşen genç bir adama kaçan evli çocuklu kadının eylemi, otel sakinlerini birbirine düşürür. Anlatıcı dışındaki herkes kadının yaptığı korkunç yanlış hakkında konuşmakta, anlatıcı ise doğru olmasa da insan psikolojisinde böyle anların bazen insan için mümkün olabileceğini düşünmektedir.
Anlatıcının tepkileri göze alıp görüşünü ifade etmesinden cesaret alan otel sakinlerinden 40' lı yaşlarında olan bir soylu hanımefendi, başından geçen bir 24 saatin içinde yaşadığı çalkantılı duyguları itiraf eder. Bu şekilde içindeki sıkıntıyı hafifletmek ister.
Acımayı, endişeyi, kaygıyı, utancı, sevinci ve hüznü 24 saatte peş peşe yaşayan kadının hikayesini okurken yazarın psikoloji ve edebiyat alanında ustalıkla kalem oynattığını hayranlıkla izledim.
Kitaptan aldığım mesaj: Hak etmeyene edilen iyilik, insanın suratına tükürük gibi yapışıp kalıyor.