Rabbim! Derin kederler, güceniklikler , sitemler, küskünlükler, kırgınlıklar, cürümlerim kadar büyük acılar içinde geliyorum. Baştan başa hatayım ben de. İyi de benim içimdedir kötü de . Şeytan da benim dilimden konuşur melek de. Habil de benim Kabil de. İsyanım yoktur , sen şahitsin , hâşâ , ama küstahlığımı gafletimi heveslerimi affet. Katından çevirme geri, silme kayıtlarından. Beni de hesaplarına dahil et, bana da kulum de , beni de defterine kaydet.
Bana da nasip et . Gidecek yerim yok, benim de yolumu açık et .
Hazal'ın meyve çekirdeklerini bile israf etmeme gibi bir huyu vardı. Bunları ağaç evin çevresine ekecekti. Çekirdekler meyvelerin tohumları değil miydi ? E herkes "Aman efendim küreler ısınıyor, ormanlar yolunuyor." deyip durmuyor muydu zaten? Meyvelerin çekirdeklerini çöpe atmak nasıl büyük bir tezatlıktı böyle ?
Herkes eline geçeni bir yerlere ekse belki birkaç tanesi filizlenirdi. Hem filizlenmese de ne demiş şair:
" Tohum saç bitmezse toprak utansın
Hedefe varmayan mızrak utansın
Hey gidi küheylan koşmana bak sen
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın.