Deponun önü çamur olurdu. Kardeşlerim ve komşuların çocukları okuldan döner, yemeklerini yer sonra da "Yedikule" denilen oyunu oynamak üzere dışarı çıkarlardı.
Sayfa 20 - Aynı oyun bizde de vardı, hem de tam yazarın anlattığı gibi·Kitabı okudu
Okurken de yazarken de başının bütün melekleri ile çalışkandı. Okudum demesi "anladım" demekti. Eline düşen kitap bütün usaresini ona verecekti. Not almıyordu; kitaplara koyacağı işaretler başındaydı, evinin dışarısında da okuyabilmek için forma forma cebinde taşıdığı kitaplara.
Forma: tek bir tabaka kâğıda basılı on altı sayfalık kırılmış kitap, dergi parçası ya da bir kitabın, bir derginin on altışar sayfalık her bir bölümü.·Kitabı okudu