Sana gelince; inancın sarsılmakta, onu en ufak bir şey yerinden oynatmaktadır. Oysa iman, asılların aslıdır, her şeyin temelidir. Bunu iyice düşünen ve anlayan kimse, afetlerden, yalnızlıktan ve yabancılıktan kurtulur.
Üstad bir nizamın hasretini çekiyordu ve o nizamında da üstün fikir, yüksek sanat kaygıları, derin fikir ve felsefe tartışmaları, inceden inceye tasavvuf konuları vardır.
İtiraf etmeliyim, Üstad her hatırıma geldiğinde ben, yazdıklarımdan utanmışımdır. Beni yazmaya şiddetle zorladığı hâlde yazdıklarımda onun huzuruna çıkabilecek bir liyakati bulamadığım için utanırdım.
"İnsanlar bizi okumaktansa onu okusunlar, biz gereksiz yere, boşuna milleti oyalamayalım. Dava onun seviyesinden halka ulaşmalı, anlatılmalıdır?" şeklinde düşünmüşümdür. Hep o, yalnız o konuşsun istemişimdir.
Çünkü ben başta kendim olmak üzere hiç kimsede ondaki keskin bilincin, meseleyi kökünden kavrayışın, hurda ayrıntılardan ayıklanmış bilgi ve üslubun benzerini bulamamışımdır.