Kitapla ilgili benim şu an yazabileceğimden çok çok daha güzel incelemeler ve yorumlar var. Ben sadece kendim, kitabı ileride nasıl hatırlayacağımı kendime hatırlatmak için bu incelemeyi yazacağım.
Açıkçası içeriğini bilmeden aldığım bir kitaptı. Başlamadan önce kitap incelemelerine hafifçe göz gezdirdim ve feminizm ile alakalı olduğunu gördüm. Bir hikaye üzerinden feminizm anlatılıyor sanmıştım yani bir kadının yaşamı üzerinden bize örnekler verilir gibi sanmıştım. Öyle değilmiş. Yazar direkt benimle konuşur gibi kadınların konumunun geriliğinden, kütüphaneye girmek için bile refakatçi ya da izin yazısı gerektiğinden, eski dönemdeki kadınlar hakkında hiçbir şey bilmeyişimiz ve bunun sebebinin hiçbir kadının bir kitap yazıp da bu durumu açıklayamadığından bahsediyor.
Okurken ilk sayfalarda konuyu yakalaya çalışmam zor oldu. Kendimi kitaba kaptıramadım. Sonra çok akıcı geldi ve büyük bir merakla, erkeklere sağlanan hakların kadınlara sağlanmadığını ve 1929 yıllarında eşitsizlik ne durumdaymış, hatta 1929dan önce de ne durumdaymış konularını okudum. Ancak sonlara doğru hep aynı konunun olması (bunun sebebi günümüzde de her gün maalesef benzer konuyla hala boğuşmamızdan ötürü) biraz baydı beni.
Bir incelemede en çok yarım bırakılan kitaplar arasında bu kitabın yer aldığını gördüm. Eğer bu doğruysa, bence 160 sayfa aynı konu bahsedildiği için olabilir. Aslında burada eşitlik konusu çok güzel anlatılmış. Ancak maalesef son 2 bölümde sıkıldım ve hemen bitmesini istedim. 1929lara ve daha da geriye bakılıp anlatılması, sürekli aynı konudan bahsedilmesi, bir de kitap içinde başka kitabın konusundan bahsedilip anlatılması biraz beni kitaptan kopardı. Kitap okuyorum ama okumadığım başka kitaplar hakkında yazarın o kitaplar hakkındaki yorumunu okuyorum. Buralarda biraz