Arabayla Paris'i dolaşıp -Notre Dame'i görmek istemiş tim-Sen Nehri'nin kıyısındaki küçük bir kafede öğle yemeği yedikten sonra "Paris Sahaflar Çarşısı"nı gezdik, Paris'in kitapçıları sahiden de şahaneydi. Her birinin, nehrin kıyısındaki yolu boydan boya kaplayan yeşil bir tente deryasının altında ikinci el kitaplar -yüzlercesi- sergiledikleri stantları vardı.
Atalarından kalma bu zanaatı sürdürüyorlardı.
Arabadayken bulamıyormuş gibi yaptığı telefonu meğer başından beri yanındaymış.
Bir insanın yalan söylemesinin sebebi hemen her zaman yalanın kendisinden daha ilginçtir. Kocam yalan söylememeliydi;
zira hiç beceremiyordu.
Şimdilerde insanların en büyük sorunu buydu işte: Sahip olduklarının kıymetini bilmiyor, her zaman daha fazlasını istiyorlardı. Hem de çalışmadan.
Emek harcamadan. İstedikleri olmadığında şımarık veletler gibi sızlanıp duruyorlardı. Çoğu insan dünyanın onlara borçlu olduğuna inanıyor, hayatta yaptıkları yanlış seçimlerden başkalarını mesul tutuyorlardı.