Lunass2005

Lunass2005
@Lunass2000
Kitaptan daha iyi bir arkadaş yoktur zaman zaman insana dert ortaklığı eder insanın gönlünü açar yüreğine su serper. Gönlünün her muradına onunla erişirsin böylesine güzel bir dost görülmemiştir ne incitir ne incinir.
Yüzümdeki o geniş gülümseme bir silah sesiyle bozulduğunda ne yapacağımı şaşırdım. Kurşun tam yanımdan geçerken Haris, “Haris...” Tüm eklemle- rim buz keserken “Yelek giymemişsin,” diyebildim. “Sen... Yalan söyledin bana.” Yeleği yoktu! ışık hızında önüme geçdi. " Hilal Biliyorum bu zamana kadar sana çok yalan söyledim. Ama şu an söyleyeceğim şeye inan olur mu?” “Ne?” “Seni seviyorum.”. bana doğru gelen kurşunun önüne geçerek sırtını bana kalkan yaptı. Gözlerimiz birleştiğinde, “Haris,” dedim. “Hayır.” Bedeni, bedenimin üzerinde titremeye başladığında, “Hayır!” diye haykırdım. Başı göğsüme düştü bir anda. “Haris,” diyerek elimdeki silaha rağmen her iki yanağını tu- tup başını kaldırdım. “Ben de seni seviyorum. Duyuyor musun?” Duymuyordu. Haris beni duymuyordu. Babam tam karşımda durduğunda ise onun ayaklarına sarıldım. “Baba...” Başımı dizlerine yaslayarak hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladığımda, “Ne olur, ölmesin!” diye haykırdım. “Yalvarırım, ölmesin, baba. Annem gibi o da gitmesin...”
Sayfa 411 - Hilal - Haris·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
“Gözlerini kapat,” dedi Haris. Sorgulamadan gözlerimi kapattım. “Şimdi aç.” önce ona, ardından elinde tuttuğu harı bülbüle baktım. Gözlerim belerdiğinde, “Hangi çiçeği sana alırsam, onu seveceğini söylemiştin. Sadece Şuşa’da açan harı bülbül, bundan sonra en sevdiğin çiçek.” Bülbüle benzeyen, mor tonlarının hâkim oldu- ğu çiçeğe bakmaya devam ederken kalbim tekliyordu.
Sayfa 408 - Hilal- Haris·Kitabı okudu
Alıntı
“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı, Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı."
Sayfa 402·Kitabı okudu
Alıntı
Azerbaycan askerleri durmadan kayalıkları tırmanmaya devam ederken gözlerimden akan yaşlara engel olamadım. Şu andan itibaren bu olaylar tarihin tozlu sayfalarına karışacaktı, gelecek nesil bu önemli tarihleri ezberleyecek, kudayacaktı. Ve ben bu anı çıplak gözlerle görüyor, hatta müdahale ediyordum olaylara bizzat. Bu sadece bir savaş değildi. Bu, yıllardır Karabağ’dan zorla gönderilmiş, öldürülmüş, kayıplar vermiş bir milletin felahıydı...
Sayfa 400 - Hilal·Kitabı okudu
Alıntı
Haris gözlerini sıkıca yumup açtı. “Mayına bastım. Uzaklaşın buradan hemen.”. “Gitmeyeceğim,” diyerek araçtan indim. “Hilal,” dedi bitkin bir ses tonuyla. “Yalvarırım sana... Uzaklaş buradan.” Gözlerine dolan yaşları fark ettiğimde ağlamamak için kendimi sıkıyordum. Gülümsedim. “O mayını etkisiz hâle getirecekler ve beraber gideceğiz buradan. Yalvarırım... Git.” “Gitmeyeceğimi biliyorsun.” Gözlerini yumup birkaç saniye sonra tekrar açtı. “Kahretsin... Kork artık!” “Korkuyorum,” diye itiraf ettim. “Senin için korkuyorum.” “Kendin için kork, aptal!” “Bağırma bana,” dedim ciddi bir tavırla. “Gönlümü nasıl alacağını çok merak ediyorum. Çiçek de alamazsın. Malum koşul- lar...”. Bana hayretle baktı. “Cidden mi?” Omuz silktim. “Ne? Çiçeksiz özür mü olur?” Bu sefer dudakları kıvrıldı. “Hangi çiçeği seversin?” “Bilmem, hiç düşünmedim ama sen hangisini alırsan onu seveceğim.”
Sayfa 283 - Hilal - Haris·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam