Lunass2005

Lunass2005
@Lunass2000
Kitaptan daha iyi bir arkadaş yoktur zaman zaman insana dert ortaklığı eder insanın gönlünü açar yüreğine su serper. Gönlünün her muradına onunla erişirsin böylesine güzel bir dost görülmemiştir ne incitir ne incinir.
Haris gözlerini sıkıca yumup açtı. “Mayına bastım. Uzaklaşın buradan hemen.”. “Gitmeyeceğim,” diyerek araçtan indim. “Hilal,” dedi bitkin bir ses tonuyla. “Yalvarırım sana... Uzaklaş buradan.” Gözlerine dolan yaşları fark ettiğimde ağlamamak için kendimi sıkıyordum. Gülümsedim. “O mayını etkisiz hâle getirecekler ve beraber gideceğiz buradan. Yalvarırım... Git.” “Gitmeyeceğimi biliyorsun.” Gözlerini yumup birkaç saniye sonra tekrar açtı. “Kahretsin... Kork artık!” “Korkuyorum,” diye itiraf ettim. “Senin için korkuyorum.” “Kendin için kork, aptal!” “Bağırma bana,” dedim ciddi bir tavırla. “Gönlümü nasıl alacağını çok merak ediyorum. Çiçek de alamazsın. Malum koşul- lar...”. Bana hayretle baktı. “Cidden mi?” Omuz silktim. “Ne? Çiçeksiz özür mü olur?” Bu sefer dudakları kıvrıldı. “Hangi çiçeği seversin?” “Bilmem, hiç düşünmedim ama sen hangisini alırsan onu seveceğim.”
Sayfa 283 - Hilal - Haris·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
HARİS: “İster miydin? Hayatımda var olmak?” HİLAL: “Bilmem.” Kaşlarımı çattım. HARİS: “O satırlar aklıma geliyor sen böyle kaşlarını çatınca.” HİLAL: “Hangi satırlar?” HARİS: “Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal! “Kimsenin nazını çekmem sanıyordum.” HİLAL: “Sonra ne oldu?” HARİS: “Seni buldum”
Sayfa 259 - Hilal- Haris·Kitabı okudu
Alıntı
“Hilal...” “Hı?” “Sen ağladığında ben de ağlamak istiyorum. En son ağladığımda dayak yemiştim, çok küçüktüm. Bir gün olur da ağlarsam senin karşında... Bana vurmazsın, olur mu?” Kalbim sıkıştı. “Dört yaşında miydin?” "Anısı var. ” "Acılarımızla kodlanırız. ” "Belki bir gün anlatırım, Türk kızı. ” Gözlerine, daha önce hiç görmediğim derin bir keder yerleşti. “Umarım ölürsün demiştin ya bana...” Hayır, hayır... Ağzımdan çıkmıştı, ölmesini hiçbir zaman istememiştim. “Keşke üç yaşındayken ölseydim, Hilal. Dört yaşıma girmeseydim birçok şey daha güzel olurdu.”
Sayfa 191 - Hilal - Haris·Kitabı okudu
Alıntı
“iyi misin?” Düşman. Düşman. Düşman. Gözlerim yanmaya başladı. Çenem seğirirken, “O tankları benim askerlerimin üzerine gönderdin demin,” dedim zorlukla. inkâr etmesini bekledim. “Evet,” diye onayladı ama beni. “Senden nefret ediyorum.” Gözlerim gözlerine kurşunlar sıkarken, “Olması gereken bu,” dedi sakin sesle. “UMARIM ÖLÜRSÜN,” dedim dişlerimin arasında. “UMARIM ÖLMEZSİN” dedi benim aksime. Hâlâ sakinliğini itinayla koruyordu. “Senden,” dedim nefes nefese. “SENDEN GERÇEKTEN NEFRET EDİYORUM. O emirleri verdin ya... Sıfırsın artık gözümde. Sıfır.” Düşman. Altın hareleri kahverengi gözlerime dokunurken, “Olması gereken bu,” dedi tekrar. “Sıfır. Ne eksik ne de fazla.” "KEŞKE HAYATIMI KURTARMASAYDIN... O ZAMAN SENİ ÖLDÜREBİLİRDİM BELKİ.”
Sayfa 95 - Hilal- Haris·Kitabı okudu
Alıntı
“Bizi durduramayacaksınız,” dedim kendimden emin sesle. “Bu sefer karşınızda Hocalı Katliamı'ndaki silahsız kadınlar, ço- cuklar ve yaşlılar yok. Yalın ayak karların içerisinde evlerinden koparılan o minik çocuklar, büyüyüp tank üzerinde hakları olan toprakları almak için geri dönüyor. Tankı durdurabilirsin ama askerlerin bu topraklarda kaybolan çocukluklarının öfkesini dur- duramazsın. Bu toprakların üzerinde kokusu hiç gitmeyen kan var, yüzbaşı. O kanın kokusunu ben alabiliyorum. Şu an üzeri- nize gelen askerlerin çoğu burada ailelerini kaybetti. Hangi güç onları durdurur? Hangi duygu öfkelerini söndürür? Ben gör- düm onları. Hepsinin gözlerinde aynı ateş var. Hiçbiri ölümden korkmuyor, yarını düşünmüyor. Hepsinin tek bir derdi var; o da Karabağı geri almak.”
Sayfa 89 - Hilal - Haris·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam