"...
Filhakika, bugün Milletler Cemiyeti, Almanya'yı bir müstemleke hâlinde Fransa'ya takdim etse, acaba Fransızlar bu hediyeyi kabule cesaret edebilirler mi? Macaristan'ı Romanya'nın, Bulgaristan'ı Yunanların mandası altına koymak istese bu iki devlet şu mandaları kabule yanaşabilir mi? Şüphesiz hayır! Çünkü mandater olmak isteyen bir devlet, mandası altına girecek memlekette kolayca hâkim olmak ister. Hâlbuki millî vicdanı uyanmış bir ülkeye kocaman ordular gönderilse bile, orada en küçük bir nüfuz kazanmak mümkün değildir. İngilizlerin Trakya ile İzmir'i Yunanların, Adana ve havalisini Fransızların, Antalya'yı Italyanların mandası altına vermesi, İstanbul'u kendi eline geçirmek içindi. Bütün bu devletler, Anadolu'da millî vicdanın uyandığını, Yunan ordularının milli kıyam karşısında buz gibi eridiğini görünce bu ham sevdalardan vazgeçmeye başladılar. Amerika'nın ne Ermenistan'da, ne de Türkiye'de manda kabulüne yanaşmaması da buralardaki milli vicdanın şiddetini görmesinden dolayıdır. Hâlbuki İngilizlerle Fransızlar, Arabistan'ı aralarında taksim etmekte hiçbir mahzur görmediler. Çünkü bütün aşiretleri cemîa hayatı yaşayan, şehirleri henüz cemiyet devresine gelmemiş olan Arabistan'da milli vicdanın henüz uyanmamış olduğunu biliyorlardı.
..."