Büyükninem bize mıknatıslı bir dağın masalını anlatırdı: O dağa epey yaklaşan gemilerin demirden olan nesi varsa ansızın sökülür, çiviler dağa uçar ve biçare gemiciler ayaklarının altında dağılıveren tahtaların arasında boğulup giderlermiş.
Eğlence sırasında ansızın çıkıveren böylesi karışıklıklar, herkese diğer zamanlardakinden daha fazla dokunuyordu. Eğlence ve korkunun bütünüyle birbirine karşıt konular olmasından mı, yoksa tüm duygular daha önce uyanmış olduğu için bu tür sarsıntılara tahammül edecek gibi olmamasından mı!..