kısacık kesmek zorunda kaldığım saçlarım gözümün önüne geliyor baba, beni üzen herkesi sen de üzerdin. üzme baba, ama gel. bilincim yerinde değil belki de tüm bu kelimeleri yazarken, değil. olsa yazmam, son kelimelerimi yazmam, eğer ki olsaydın şimdi burada, baş parmağınla silerdin gözyaşlarımı. senin ağladığına tanık, canından çok sevdiğin kadının ağlamasına sebep oldum ben, oluyorum, bunlar çok ağır biliyor musun. gittiğin* aksam, yatağımın başucuna dizlerini kırıp eğilmiştin, bakmıştın. sanki şey gibi, büyümek zorundasın. alnımdan öpüp gitmiştin* geleceğim, demiştin. kızım seni çok seviyorum sakın unutma. unutmadım baba, ama hatırlamıyorum da, burnum sızladı derler ya hani, şu zamana kadar bilmezdim ben onu, öğrenmem iyi oldu mu sence. ben ağlarken yüzüme hep değişik bir gülümseyişle bakardın. sonradan anladım, karşımda göz yaşı dökmek istemediğinden acı dolu gülümsemen olurdu yüzünde, genelleme yapmayı sevmem ama şey olur ebeveynler suçlu olur genelde. bizde, ben suçluyum. hep böyleydim. bize haksızlık ediyorsun dedin geçenlerde, sizden için. haklı sözün üstüne laf söylenmez bilirim, kalem yok artık. kırılmadı ama en azından ucunun bitmesini sağladım. bir süre de olmayacak, bilmiyorum. özür dilerim.