Xanım Şəbi

Xanım Şəbi
@Lyasol
Hem artık bizi ne yapsın onlar, o erken ölmüşler; yavaşça yeryüzünden çözülür insan ana memesinden kesilir gibi. Ama bizler, o büyük gizlere gereksinenler, yaslarından çoğu zaman bir mutlu ilerleyiş doğanlar: Onlarsız olabilir miydik biz? Boşuna mı söylence: Linos için yakınırken bir zamanlar, ilk musiki çekinerek katı kabuğunu kırmış; o nerdeyse tanrısal gencin apansız çıktığı korkmuş uzayda başlamış boşluk ilk kez titremeye, şimdi bizi coşturup avutan, bize yardımcı olan.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Tuhaf şey elbette, artık şu yeryüzünde oturmamak, unutmak bundan böyle daha yeni edinilmiş alışkıları, insanca geleceğin anlamını verememek güllere, vaatlerle dolu öbür şeylere; o sonsuz korkulu ellerde ne idiysek onu artık olmamak ve öz adını bile koyup gitmek bir kırılmış oyuncak gibi. Ne tuhaf, dilekleri dileyememek daha, bütün olan her ne varsa darmadağın uçuşur görmek uzayda. Zahmetli şey ölü olmak, yeni baştan, ağır ağır alışmak öyle zor ki, biraz olsun bengilik sezer insan zamanla. yaşayanların hepsi de yanılır, böyle kesin ayırarak. – Ama Derler ki, çoğu zaman bilemezmiş melek, dirilerin mi, yoksa ölülerin mi arasından yürüyor.
Nasıl aşar kirişi ok, o yoğun sıçrayışta birşey olmak için kendinden öte. Vergi değil çünkü bir yerde kalmak.
Ama sevenleri içine alır soluğu tükenmiş doğa, ikinci bir kez daha olamazmış gibi artık bunu başaracak güç.
Bekleyişle dalgın değil miydin hep, herşey bir gelecek sevgiliden haber verirmiş gibi? (Onu nereye koyup saklayacaksın, sana gelip giderken büyük, yabancı düşünceler, çoğu zaman gecelerken yanında.)