Asıl mesele şu ki ne olursa olsun kendimi her halükarda suçlu görmeyi başarıyorum, sürekli kendimde bir suç buluyorum; daha kötüsü ise yaşanan şey, tabiri caizse değiştirilemez yasaların kaçınılmaz sonucu iken, yani benim aslında hiçbir suçum yokken bile benim kendimde bir suç aramamdır. 
Evet, on dokuzuncu yüzyılda yaşayan bir adam en başta ahlaki açıdan bir şekilde karaktersiz bir yaratık olmalıdır; karakterli bir adam, bir işi becere bilen adam sınırlı bir yaratıktır, dar kafalıdır!