Lymorae

Lymorae
”Condemnant quod non intellegunt”
Sen ki müziksin, müzik dinlerken hüznün niye? Tatlılar kavga etmez; sevinç, sevinçle coşar. Sana zevk vermeyene katlanırsın ne diye? Can sıkanı bağrına basmakta ne anlam var?
1000Kitap
Reklam
Vazgeç inattan: Öyle güzelsin ki, olmasın Ecel senin fatihin, solucanlar mirasçın.
Edebiyat
Ne yap yap, kurban gitme kışın zalim eline: Özün arıtılmadan, yaz’ı almasın senden; Bir şişeye bal akıt, bir yere bir hazine Sun güzel hazinenden, kendin sona ermeden. Bu iş haram değildir, tefecilik de değil: Sevinç verir gönüllü borç ödeyenlerine– Görevin bir başka “sen” yaratmaktır, bunu bil; İşte on kat mutluluk: on gelir bir yerine.
1000Kitap
Savurgan güzel, nedir bu kendine harcaman Senin mirasın olan güzellikleri böyle? Doğa temelli vermez, ödünç verir her zaman: Eli açık olana borç verir içtenlikle. Böyle yanlış kullanmak olur mu, güzel pinti, Miras bırakman için sana bırakılanı? Kâr etmeyen tefeci, bu koskoca serveti Niye tüketiyorsun yaşatmak varken canı? Meraklısın kendinle içli dışlı olmağa; Bu, tatlı benliğini sırf aldatmağa yarar. Vaktin geldi diyerek seni çağırsa doğa Vereceğin hesapta elle tutulur ne var? Kullanmazsan gömülür güzelliğin seninle, Kullanırsan vârisin olur da sürer böyle.
1000Kitap
II Kırk yılın kışı, güzel alnını kuşattı mı, Kapladı mı yüzünü derin çukurlar artık, Gençliğinin kibirli, süslü giyim kuşamı Beş para etmez olur, hırpani yırtık pırtık: O zaman sorarlarsa güzelliğin nerdedir, Dinç ve şen günlerinin hazinesi ne oldu; Dersen yuvalarına çökmüş şu gözlerdedir, Bencillik utancıyla israfa övgüdür bu. Kavuşur güzelliğin çılgınca alkışlara “Benim güzel çocuğum beni kurtarır, ” dersen “Ve yüzümü ağartır ben yaşlandıktan sonra, ”Güzelliğinin onda sürdüğünü göstersen. O, sen yaşlandığında yeniler varlığını, Soğuktan donan kanın duyar ısındığını.
1000Kitap
Reklam