Var olmak umutsuzluğa düşmekten başka bir şey değildir ki, dedi. Uyandığımda iğrenerek düşünüyorum kendimi ve başıma geleceklerin hepsi tüylerimi diken diken ediyor. Yattığımda ölmekten, bir daha uyanmamaktan başka bir isteğim olmuyor, ama sonra gene uyanıyorum ve bu korkunç süreç yineleniyor, yineleniyor sonuçta elli yıl boyunca, dedi. Elli yıl boyunca ölmekten başka bir şey düşünmediğimizi düşünerek gene de yaşıyor olmamız ve bunu tamamen tutarsız olduğumuz için değiştiremememiz, dedi. Çünkü biz kendimiziz acınacak olan, alçağın ta kendisiyiz. Müzik yeteneği yok! diye bağırdı, var olma yeteneği yok! O kadar kendimizi beğenmişiz ki, müzik eğitimiyle olacak bu iş sanıyoruz, oysa yaşama yeteneğimiz bile yok, var olmayı bile beceremiyoruz, çünkü var olmuyoruz bile, var olunuyoruz! diye söylendi bir keresinde Wahringer Caddesi'nde halimiz kalmayıncaya kadar dört buçuk saat Brigittenau'da dolaşmamızdan sonra.
Wertheimer her zaman bitik adamdı. Hiç kimse onun gibi Viyana caddelerini aşındırmamıştır, tamamen bitap düşünceye kadar her yönden her bir yöne, sonra gene geriye giderek.
Gitmesine izin vermemeliydim, demişti kırk altı yaşındaki kız kardeşi için, diye düşündüm. Kırk altı yaşındaki kadın dışarıya çıkmak için ona rica etmeliydi, diye düşündüm, yaptığı her ziyaretin hesabını vermek zorundaydı.
Çocuk bu yaşam makinesinin içine annesi tarafından atılmış, baba çocuğu durmadan parçalara bölen bu varoluş makinesini ömür boyu çalıştırmış. Ana baba, bizzat kendileri olan felaketi çocuklarında sürdürdüklerini çok iyi bilirler çocuk yapmayı ve onları yaşam makinesinin içine atmayı haince sürdürürler, dedi...