Osman!!! Pencereleri açmak istiyorum. Başımı soğuk havaya uzatmak ve köpekler gibi haykırarak halkı penceremim altına toplamak istiyorum. Düşünmek istemiyorum diye bağırmak, ulumak istiyorum. Osman, düşünmek istemiyorum! Düşünmek istemiyorum...
HUSREV- (Yazı masasına döner. Parmağıyla havada garip bir daire çizer.) İnsan niçin deli olur Osman?
OSMAN- Ah efendim, bağışlayın suçumu! İnsan çok düşünmekten deli olur.
HUSREV- Osman, hiç bıçağın deştiği yerden kan akmaz olur mu? Benim de beynimden kan akıyor. Ben düşünmüyorum, beynim kanıyor. Görüyorum, gözlerimi yumunca görüyorum. Beynimin etten yuvarlağı üstünde her düşünce bir damla siyah kan gibi yuvarlanıyor. Ben istemiyorum Osman! Fakat hiç bıçağın deştiği yerden kan akmaz olur mu?
Hüsrev- Allah var mı?
Osman- (Korkmuş, incinmiş) Elbette var, elbette var.
Hüstev- Göster öyleyse!
Osman- Gösteremem. Fakat var.
Hüsrev- Osman! Ben de gösteremem. Fakat bence de var. Sorsana niçin diye?
Osman- (Hıçkırıklı) Niçin efendim?
Hüsrev- Görünmediği için. Görünen şeylerden olmadığı için.
Nereye gideyim? Başımı alıp nereye kaçayım? Rahat rahat çıldırmak için neresi var?
Delilerin arkasından teneke çalınmayan, taş atılmayan bir mahalle ismi biliyor musun?