Sahte inceliklerin, samimiyetsiz gülüşlerin, üstünkörü düşünmelerin ya da miş gibi yapmaların devri sona erdi artık. Yapaylığın arşa çıktığı şu zamanlarda gerçeğe her zamankinden daha fazla muhtaç hale geldi insan. Mutlu eden bin yalanın peşinden koşmaktansa içimi acıtan tek bir gerçek olsun hayatımda, yeter.
Oysa her girdiğim savaşta edindiğim intiba şudur: Vatan işgaline karşı savaşılmıyorsa eğer, her savaş harap olan şehirler, yanan yıkılan kasabalar, köylerdir, yetim kalan çocuklar, acılı analar, hayatının geri kalanını muhtemelen sakat yaşayacak genç adamlardır!