Kitap dindar kesimin sıkıntılarını görmemi sağladı. Ben onların tanrıyı sorgulayabileceklerine hiç ihtimal vermemiştim. Bu açıdan şaşırdım, ancak kitapta verilen yanıt beni ikna etmedi.
Bazı bölümler oldukça şiirsel anlatılmış bu açıdan da hoş geldi bana. Her ne kadar batı psikolojisini eleştirse de konulara yaklaşımı oldukça batı tarzında. Hele ‘çocukluğun sosyal inşası’ bölümü tamamen batının yazdıklarının bir özeti. Daha özgün görüşleri olmasını beklerdim.
En büyük sıkıntı ise dilde. Çok fazla Osmanlıca, Arapça sözcük kullanılmış. Zaman zaman okumayı bırakıp sözlükte kelime aramaya başlıyor insan. Başat gibi güzel bir Türkçe kelimenin yanında farsça bir kelime okumayı zorlaştırıyor.
Ben Sufi inancıyla psikoloji arasında kurduğu bağı daha ayrıntılı anlatmasını dilerdim. Oldukça ilginç olurdu.
Kitabı okuyunca insan her yerde her ortamda aynı insan diye düşündüm. İhtiyaçlar aynı, öneriler hemen hemen aynı. Tek fark Kemal Sayar’ın tanrıya ve öbür dünyaya daha fazla alan ayırması.
Okuduğuma memnunum
Kendimize takıntılı halimiz, kendimizi yüceltme arzumuz bir arayıştan ibarettir: Aidiyet, emniyet ve amaç duygusunu arıyoruz. Çünkü içinde yaşadığımız çağ, bize bunların hiçbirini sunmuyor.