"Kalp kırdık Nadejda..."
"Sizinki kırılmadı mı?"
"Kıranı kırmak mı gerekirdi yine de?"
"Kıran kırarken düşünmediyse düşünmeli mi buna rağmen onu?"
"Diğergamlık derler buna!"
"Acı bir akıbet sanırım."
"Acı bir akıbet Nadejda... Acı bir akıbet."
"Böyle olmanızı onlar istemediler ama."
"İnsanın kendi tercihleridir kendini bitiren ya zaten."
"Farkettim, şu an olduğunuz gibi..."
...
"Bana acıyor musun Nadejda?"
"Unutamadıklarınıza acıyorum"
"Sahi mi, neden?"
"Sizi unuttukları için."
Kalpazan: Sırların zamanı, gece oldu efendim.
Efendi: Ve güvenler karanlığa gömüldü.
Kalpazan: Sizde hissettiniz demek.
Efendi: Ay fısıldadı ışığıyla.
Kalpazan: Peki ya sonrasını?
Efendi: inanmamak gerek.
Kalpazan: Anlayamadım, aya mı?
Efendi: Sırlar altında gezinenlere...
Kalpazan: Ya düşleriniz?
Efendi: Tarumar
Kalpazan: Zihninizi çok yoruyorsunuz, en çok gece dinlenmeli insan
Efendi: En çok sevdiğinde dinlenmeli insan...
Kalpazan: Öyle ya... Ya sevdiğiniz?
Efendi: Gecenin örtüsü altında.
Kalpazan:...
Muhakkak ki insanlar alemumum fena, daha doğrusu her türlü fenalıpa müstait. Fakat hepsi böyle, içlerinde müstesnası yok ve iyiler ancak fenalığa zaman, imkan ve vesile bulamayanlar.