Hayattan ne isteyebilirdi? Dogmus, büyümüş, okumuş, devlet hizmetine girip memleketi dolaşmış, ihtiyarlamış, evlenip kavga ve dırıltı içinde bir hayat geçirmiş ve nihayet bu hale gelmişti... Herkes başka türlü mü yaşıyordu sanki? Başka türlü nasıl yaşanabilirdi?
Şu anda bu koskoca dünya üzerinde kendisini düşünen bir tek kişi bile mevcut olmadıgına o kadar emniyeti vardı ki, acı bir kabadayılıkla hiç kimseyi düşünülmeye layık bulmuyor, fakat bundan sebebini bilmediği bir üzüntü duyuyordu.
Anası onu gezmeye götürürken bir saat saçlarını düzeltmeye ugrastıgı halde, ne anasının ne babasının aklına bu kafanın içi ile de bir parça meşgul olmak düşüncesi gelmemişti. Onlar işportaya konan bir elma gibi onu süsleyip temizlemişler, parlatmışlar, sonra yaglı bir müşteriye okutmuşlardı. Kız yetiştirmekten de gaye bu değil miydi?