Önce kötü yaşadığımıza inandırdılar bizi. "Yoksul, işsiz, okulsuz, hastanesiz, yolsuz, elektriksiz yaşıyorsun ey zavallı insan!" diye seslendiler. (Bu nida medeniyetin taşrasında oturanlar için. Metropol ahalisine seslenirken oltanın ucuna takılan yem farklıdır.) İnandık biz de berbat bir durumda olduğumuza. Ve sorduk münadiye: Ne yapalım? Cevap verdi: Daha iyi yaşamaya çalış! Biz elimizden gelen hızla zengin, işli güçlü, okullu, hastaneli, yollu, elektrikli bir hayatı elde edebilmek için çalışmaya koyulduk. Hiç sormadık: "Daha iyi bir hayatı ele geçirince ne olacak?" diye. Sorsaydık, şöyle diyecekti: Çok daha iyi bir hayatı kazanmaya çalış. Sonra? Daha fazla çok iyi hayata geç! Zincir böyle sürüp gidecekti, gidiyor.
"Dünya hayatı bir oyundan, bir oyalanmadan başka bir şey değildir." (En'âm, 32)