Onun teorisi, büyük hayat teorisi, ona şu hayatta canlılık veren tek şey; gerçek mutluluğun insanın hiç de hep hayalini kurmaya meylettiği kadar sevimli olmadığı, hatta ondan çok daha nahoş bir durum olduğu fikrine dayanıyor. Diyor ki insanların sonunda kendilerini mutsuz hissetmelerinin tek sebebi, mutluluğun anlatılması zor bir esenlik, esrik bir keyif, sonsuz bir festival hissi olduğuna dair taşıdığı değişmez inanış.
Uykusuzluktan bitkin, yorgun argın haldeki bu insanlara karşı ruhunda bir acıma hissetmedi hatta onlara imrendi çünkü kendisinin uyuyacak bir yatağı vardı ama ne var ki uyuyamıyordu.
Ama yalan olduğu söylenen bu aşkın merkezindeki iki sonsuz göz, bizi mutluluğa boğan inkâr edilemez aşkın içinden bakarak bizzat kendileri bunu reddediyorlar…
Gökyüzü pırıl pırıldı, o kadar çok yıldız vardı ki şöyle bir bakınca insan düşünmeden edemiyordu; böylesine güzel bir gökyüzünün altında bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyordu?
Dostum, aramızdaki en bilge, en mutlu insan, onu aşk yuvaları için aklını başından alacak kadar güzel ya da çirkin, akıllı ya da yarım akıllı bir kadınla karşılaşmamış olandır.