1000Kitap Logosu
Denis Diderot

Denis Diderot

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.1
399 Kişi
1.285
Okunma
250
Beğeni
9,2bin
Gösterim
Unvan
Fransız Yazar ve Filozof
Doğum
Langres, Fransa, 5 Ekim 1713
Ölüm
Pairs, Fransa, 31 Temmuz 1784
Yaşamı
Aydınlanma Çağı'nın en önemli kişiliklerinden biridir. Denis diderot "yaygın olan düşünüş tarzını değiştirmek için kurulmuştur" dediği Ansiklopedi'yi, Aydınlanma'nın temel metni haline getirme uğraşısı veren en önemli düşünürlerdendir. Edebiyat alanında da bir çok katkısı bulunan Diderot'nun başlıca özelliği romanları şekil ve içeriğinin yanı sıra, felsefi olarak da incelemesiydi. Romantizm akımının öncüsü ve humanist olan Diderot; zengin kiliseler kontrolünde bir endüstri olarak gördüğü Hıristiyanlık dinini reddetmiş ve bir çok aşırı dincinin saldırılarına uğramıştır. Bütün bunların yanında Diderot, tiyatro alanında da birçok yenilik getirmiş, gerçeği ve toplumsal sorunları sahneye sokmaya çalışmış, kimilerince modern tiyatronun gerekçi ve toplumcu kolunun öncüsü sayılmıştır . Bütün bunların yanında Diderot, tiyatro alanında da birçok yenilik getirmiş, gerçeği ve toplumsal sorunları sahneye sokmaya çalışmış, kimilerince modern tiyatronun gerekçi ve toplumcu kolunun öncüsü sayılmıştır. Diderot'un bir felsefe öğretisi yoktur. Eserleri arasında en kalıcı olanlar romanları ve özellikle de «Rameau'nun Yeğeni»dir. Denis Diderot, 31 Temmuz 1784 tarihinde Fransa’nın başşehri Paris’de ölmüştür.
Rahibe
OKUYACAKLARIMA EKLE
Felsefe Konuşmaları
OKUYACAKLARIMA EKLE
Kaderci Jacques ve Efendisi
OKUYACAKLARIMA EKLE
Rameau'nun Yeğeni
OKUYACAKLARIMA EKLE
Filozofça Düşünceler
OKUYACAKLARIMA EKLE
Ansiklopedi ya da Bilimler, Sanatlar ve Zanaatlar Açıklamalı Sözlüğü
OKUYACAKLARIMA EKLE
Paris Salon Sergileri 1759-1761-1763
OKUYACAKLARIMA EKLE
Bu Bir Hikaye Değildir
OKUYACAKLARIMA EKLE
Din, Ahlak, Evrim ve Toplumsal Yaşam’a Dair Diyaloglar
OKUYACAKLARIMA EKLE
Sophie Volland'a Mektuplar
OKUYACAKLARIMA EKLE
208 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı Rahibe. Denis Diderot hakkında çok şey okudum. Görüşlerinin, kalıplaşmış düşünceleri yıkmak adına söylenmiş cümlelerden ibaret olmadığını bilecek kadar fikir sahibiyim kendisi hakkında. Bilmeyenler için kısaca bahsetmek gerekirse; 18. yüzyıl filozoflarından ve Aydınlanma'nın önde gelen isimlerinden biri Diderot. Ayrıca, 35 ciltlik Ansiklopedi'nin de baş editörüdür. Kendisi ile aynı dönemde hepimizin yakından takip ettiği Descartes, Leibniz, Voltaire gibi düşünürler de bulunuyor. Dinler ve bu dinlerin boyunduruğu altına giren halk ile ilgili fikirleri çok cesurcadır Diderot'nun. Belirli bir tarihte ortaya çıkan dinlerin yok olacağını ve sadece hepsinin temeli olan doğal dinin yaşayacağını savunmuştur. Eserlerinin çoğu toplatılmış, yasaklanmış ve kara listeye alınmıştır Diderot'nun. Yazdıkları yüzünden zindana kapatılmış, evi basılmış ve tutuklanmıştır da. İşte bu eserlerden biridir Rahibe. Kilise'yi de karşısına almıştır bu romanla. Ailesi tarafından istenmeyen, kabul görmeyen Suzanne Simonin 16 yaşında bir genç kızdır. Güzelliği ve karakteri ailesini hep rahatsız etmiştir. Bu nedenle bir gün ailesi tarafından Sainte Marie manastırına gönderilir Suzanne. Bir rahibe olacak ve hayatını dine bağlı bir şekilde sürdürecektir bundan sonra. Peki Suzanne rahibe olmak istemiş midir? Bu ona hiç sorulmamış ama ailesini memnun etmek adına sesini de çıkarmamıştır başlarda. Ancak zaman geçtikçe üstündeki bu giysinin, kaldığı manastırın, yaşadığı hayatın -ki hayat denebilirse buna- kendisine hiç de uygun olmadığını keşfedecektir baş karakterimiz. Ve yaşadıklarını Croisemare Marki'sine anlattığı bir mektup yazar. Biz de aslında o mektubu okuruz Suzanne yazarken. İşte her şey o zaman başlayacak, isyanın ve başkaldırının gölgesinde yaşayacaktır Suzanne. Bence kitabın en önemli kısımları, Suzanne tarafından anlatılan kilise yaşamıdır. Rahibelerin ve çevrenin tasviri, yapılan gözlemler fazla iğneleyici olsa da kitabın gücünü arttırmıştır. Annesi ve babasınca hor görülen küçük bir kızın, "Rahibe anneleri" ile olan diyalogları kan dondurur. Her ne kadar rahibe olmak istemese de, herkes onun içindeki cevheri görmüştür ve bunu boşa harcamamasını tembihleyip dururlar ona. Türlü işkencelerde bulunur, cezalar verirler. Tanrı yoluna girmiş rahibelerin (!) yaptığı bu zulüm ve işkencenin sınırı da sonu da yoktur kitapta. Aç bırakma, kırbaç, dayak ve hatta baş rahibenin cinsel tacizini bile yaşar Suzanne. Yine de gözünün feri sönmez, davasına daha sıkı bağlanır. Tek amacı olan kiliseden çıkmak ve rahibelikten caymak için hep savaşır. Karakter çözümlemeleri de bir hayli vurucu Rahibe'nin. Suzanne her gittiği manastırda farklı kişilikte rahibelerle karşılaşmıştır. Kimi Tanrı yolundan ayrılmaz, kiminin eylemleri ile sözleri arasında hiçbir tutarlılık yoktur, kimi kilise tarafından dayatılan bekaret şartını kendince çiğner, kimi de sadece olduğu yerden kaçmak için gelmiştir manastıra. Kitabın sonlarına doğru, kilisenin kara listesinde olmasını yadırgamadım eserin. Çünkü öyle açık seçik anlatıyor ki Diderot, kanı çekiliyor insanın. Olur mu böyle şey dedirtiyor okuyucuya, yapar mı bunu kendini Tanrı yoluna adayanlar! Sonra bir durup düşününce neden yapmasın ki diyorum. Niye o da kendi tarzında dini sömürmesin! Sonuç olarak birkaç şey yazmam gerekirse, Diderot okuyucuyu düşünmeye ve dini kullanan her kesim hakkında karar vermeye yöneltmiş. Okuduğum şeyler canımı sıkmış, sinirimi bozmuş ve beni rahatsız etmiş olabilir. Nedeni, okuduklarımı gündemle ve görülen davalarla bağdaştırmamdır. 1760 yılında böyle bir kitap yazmak cesaret ister. Bunu yazana da olsa olsa saygı duyulur. Ben kitabı döneminde değerlendirmekten yana değilim. Her devir için, her sömürü için, her iyilik adı altında yapılan kötülük için değerlendirdim. Okuduğuma sevindim... Tavsiyemdir.
Rahibe
8.1/10
· 464 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
5
110
112 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Denis bize yumuşak Duru bir anlatımla bizi saran ifadeleriyle ben ve kendim iç sesim, yasamdakı varolusa yükleğimiz anlmı bulma çabası içindeki hayhuyun getirdiklerini anlatan kısacık sıcacık bir eser Ben ve kendim Hayatın içinde hep var olmuş, var olan ve var olacak düşünce ve davranış biçimlerimiz. Etnik kimliği, ırkı, inancı ne olursa olsun az buçuk hayatı sorgulayabilen her insanın yüzleştiği hayat. İnsanın evinde her şeyden önce huzur olmalı. Kitaptan. (S:26) Diderot, Rameau'nun yeğeninin ağzından toplumsal eşitsizliklere ve insanların bencilce davranışlarına keskin taşlamalar dikkat çekiyor. Kendinize bir iyilik yapın ve #OKUYUN
Rameau'nun Yeğeni
8.0/10
· 152 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
11
172 syf.
Uzun zamandır bir kitap okurken hem bu kadar eğlendiğim, hem de beni bu kadar düşündüren bir yapıt olmamıştı. Diderot ile tanışma kitabım oldu bu eser. Kesinlikle hayran kaldım, eğlenceli ve iğneleyici dili ile Voltaire'e benzemekte ama ondan daha sivri dilli olduğunu söyleyebilirim. Kitap üç bölüme ayrılmış, ilk bölümde evrim ve biyoloji konusunda çağının ilerisinde tespitler yapıyor Diderot. İkinci bölümde ise dindar ile dinsiz arasındaki farkı ve dinsizin kötülüğe eğilimi üzerine bir tartışma var. Üçüncü kısım beni benden alan yer oldu. Diderot'nun bir başrahiple olan diyalogları muazzam. Akılcı ve oldukça tatmin edici. Düşüncelerini oldukça iyi açıklıyor. Diyaloglar Platon'un Sokrates'i konuşturması gibi, ama daha vurucu kesinlikle. Diderot diyalektik materyalizme oldukça fazla yer vermiş. Bence olağanüstü bir eser. Özelikle kitabın son kısmı batıl inançları, dinlerin çarpık yapısı ve çelişkilerini ele alarak insanları düşündürüyor. Özellikle şu söz beni çok etkiledi: "Bizce insanlara yapılacak en büyük iyilik, onlara akıllarını kullanmayı, yalnız kanıtlanabilecek şeyleri doğru olarak kabul etmeyi öğretmektir. Bir milletin bilgisi ne kadar artarsa doğaüstü olaylara inancının o kadar azalacağını sanırım kabul edersiniz. Doğaüstü olaylara inanmak uygarlığın bir ölçüsüdür." Bu bana direkt önderimiz Atatürk'ün sözünü çağrıştırdı: "Ben, manevî miras olarak hiçbir âyet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım ilim ve akıldır." Bu vesileyle bir daha büyük ilim insanı Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla anıyorum...
Felsefe Konuşmaları
Okuyacaklarıma Ekle
15