Rahibe

8,2/10  (26 Oy) · 
72 okunma  · 
24 beğeni  · 
1.553 gösterim
Denis Diderot (1713-1784): Aydınlanma döneminin en önemli yazar, düşünür, eleştirmen, çevirmen ve editörlerindendir. Çeşitli türlerde yazmış, yazdığı her türde derin izler bırakmıştır. Tiyatroya burjuva dramını, romana Kaderci Jacques ve Efendisi'ni, eleştiriye salon konuşmalarını aşan yöntemleri, kitlelere ansiklopediyi sunmuş, zamanının çok ilerisindeki düşünceleriyle de yüzyıllar boyu hem sanatsal hem de bilimsel gelişmelere ilham vermiştir. Manastır yaşamının, rahibelik kurumunun genç bir rahibenin gözünden anlatıldığı bu ateşli yergi, toplumsal çevre tasviri ve kişilik çözümlemesindeki başarılarıyla öne çıkar. Diderot'nun iki yüzyılı aşkın bir süre önce sahip olduğu iç görü, gözlem kabiliyeti ve güçlü çözümlemeler de günümüzün psikanaliz çevrelerini kendisine hayran bırakacak bir derinliğe sahiptir.
(Tanıtım Bülteninde)
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2015
  • Sayfa Sayısı:
    208
  • ISBN:
    9786053326182
  • Orijinal Adı:
    La Religieuse
  • Çeviri:
    Adnan Cemgil
  • Yayınevi:
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Serpil Ağ 
 06 Haz 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Eser Suzanne tarafından, Croimare markizine yazılan bir mektup adı altında başlamakta ve böyle devam etmektedir. O anılar ki, hatırladıkça hâlâ etkisinden kurtulamadığım acı ve trajedi dolu yaşanmışlıklar içermekte. Daha ilk başlarda etkileyici ve coşkun bir yazım dili, okuru sarıp sarmalamakta.

Sorarım size, değerli okurlar! Yaşamak istemediğiniz halde, yaşamak zorunda kaldığınız bir yaşama mı, sahipsiniz? Yoksa kendi istekleriniz doğrultusunda gelişen bir yaşantınız mı, var? Evet, hangisi? Çoğunluğun benim seçimlerim bu yönde değildi ama eğilimlerim beni bu hayata zorladı, yada ebeveynlerim hayatıma yön verdi, dediklerini duyar gibiyim.

Biz insanoğlu kararlar alıp duralım, kader de örecek baş arayıp bulsun! Değil mi?Bazılarımız kadere boyun eğenlerden, bazılarımız da Suzanne gibi, hayatı pahasına da olsa bulunduğu zindandan kurtulmak adına illegal yollara başvuranlardan.

Eserde kahramanımız Suzanne'in isteği dışında ailesi tarafından, türlü türlü desiselerle Manastıra kapatılmak zorunda bırakıldığına ve rahibe olmamak adına, vermiş olduğu haklı davasına yer verilmiştir.

Asıl ironik olan, anlatılan olayların bir kurgu değil de, hakikatlerle harmanlanmış olması! Betimlemeler kurgu olamayacak kadar hakikatlere dem vurduğu için, eseri bitirince araştırma ihtiyacı hissettim. Ve nitekim de, hislerimde yanılmamışım. Netice itibarıyla, bir zamanlar yazarın kız kardeşi de manastıra kapatılmış ve delirerek nihai yaşamına son vermiş. Bu hakikati okuduğumda, nasıl sarsıldığımı anlatamam. Demek yazar çok büyük bir travma yaşamış ki, eserin de anlattıkları hissettiklerini belgeler nitelikte.

Asıl anlamakta zorlandığım yada anlayamadığım bir husus var ki, insanoğlu neden bir günahının bedelini, başka bir günahla kapatmaya çalışır. Zavallı günahkârların vicdanlarını rahatlatma eylemi midir, çevrelerine yaşattıkları onca trajedi.

Suzanne'nin annesi de, eşini ve diğer çocuklarını korumak adı altında, işlediği günahın bedelini Suzanne'ye ödetenlerden. Zavallı Suzanne tek hatası, şehvet uğruna başka bir babadan doğmak. Ve hiçbir kabahat yada suç işlemediği halde, hak etmediği bir muameleye tabii olmak.

Anlamakta akli melekelerimin bile, yetersiz kaldığı başka bir husus da, din adı altında inançların istismar edilmesi ve tertemiz, masum genç kızlarımıza yapılan zülüm ve işkencelerin reva görülmesi.
Bu yola baş koymuş olanlar hangi hakla, kendilerini Allah'ın yeryüzünde ki vekili olarak addediyorlar da, böyle insanlık dışı davranışları başka insanların üzerinde deneme gafletinde bulunuyorlar.

Ne gelir elden, Rabbim cümlemizi hidayete erdirsin demekten başka.
" İnsanların kötülükleri mermere, iyilikleri de suya yazılır. " der, Dostoyevski. Kötü olarak anılmamak ve hatalarımızdan ders almak adına, mutlaka eseri okumanızı tavsiye ederim.