Bir keresinde Osman'a, "Eğer hayatım, kırılacak bir eşya, bir bardak ya da bir vazo, ne bileyim öyle bir şey olsaydı eğer, bunu tutması için Hediye'ye verirdim," demişti, "ondan başka herkes, bir dalgınlık ânında onu bir yerde bırakabilir, düşürebilir, bir acı duyduğunda elinden atabilirdi ama o, hiçbir zaman, hiçbir şartta onu elinden bırakmazdı."
Ölümün ani gelişiyle hayatın anlamı ve sözcüklerin üzerinde durduğu zihinsel zemin birden yerinden sallanmış, sözcüklerle anlamları arasındaki ilişkide kopukluk olmuştu, tuhaf bir mana kayması yaşıyordu...