Bir his var içimde yıllardır. Aklımın saçma olduğunu söylediği fakat bir taş gibi içimde taşıdığım. Hissettiğim varlığına mı inanayım, aklımın inkar edişine mi?
Bir yere ulaşmaktan değil koşmaktan hoşlanan bir koşucunun, kendine 'ben nereye koşuyorum' diye sorduğu anda koşma zevkini de kaybedip aniden durması gibi, o da hep belirsiz bir istek peşinde giderken, hangi isteğin peşinden gittiğini, hangi isteğinin gerçek olduğunu kendine sormuş ve duruvermişti, istemek de çekiciliğini kaybetmişti.