Herkesin kendine göre tarif ettiği Atatürkçülüğün nasıl bir şey olduğunu pek bilemiyorum, eğer bu çocukların yaptığı Atatürkçülükse, bence pek iyi bir şey sayılmaz.
Tutkusuz hayatların sıradan huzuruyla, tutkulu hayatların sancılı gelgitleri arasında bir seçim yapma hakkı ise sanırım bize verilmiyor, bazılarımız o tutkuyla doğuyor, bazılarımızın gücü ve yapısı böyle bir tutkuyu yaşamaya yetmiyor.
Bir insanın, çakan bir şimşeğe çıplak gözle yakından baktıktan sonra artık bir daha hiçbir ışığı yeterince parlak ve çekici bulmaması gibi, bir insana, bir amaca, bir arzuya, bir sırra tutulduktan sonra hayatın diğer kısımlarını tümüyle sönük görüp yalnızca o parlak ışığın peşinden gitmesi, bir tutkunun efsunlu gözüken çekiciliğine kapılması, o insana verilmiş bir armağan mıdır, yoksa bir ceza mı?