Ve Kırar Göğsüne Bastırırken

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.392
Gösterim
Adı:
Ve Kırar Göğsüne Bastırırken
Baskı tarihi:
3 Nisan 2003
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750703103
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
ve Kırar Göğsüne Bastırırken
Ve Kırar Göğsüne Bastırırken
Ahmet Altan, yalnızca duyguların, tutkuların değil, düşüncelerin de yazarı. Birçok insanın sustuğu, susturulduğu, sindirildiği dönemlerde, düşüncelerini açıkça yazmaktan, inandıkları için mücadele etmekten çekinmeyen; defalarca yargılanıp mâhkum olsa da düşüncelerinden taviz vermeyen güçlü bir kalem. Kalabalıkların, sessizliğin karanlığına çekildiği zamanlarda toplumun vicdanı olmayı başaranlardan biri. Ve Kırar Göğsüne Bastırırken ‘de, düşüncelerini her zaman insan duyarlılığının sıcaklığı ile ifade etmeyi başarmış olan Altan ‘ın, hayatımıza, geçmişimize ve geleceğimize ışık tuttuğu, kaygılarımızı ve umutlarımızı dile getirdiği yazılar var. Romanlarında insan ruhunun derinliğini, insanın kaderini, hüznünü, coşkusunu anlatan Altan ‘ın bu kitabı, toplumun söylenmesi yasaklanmış acılarına, bastırılmış sevinçlerine, gölgede bırakılmış sırlarına eğiliyor.
152 syf.
·2 günde·Beğendi
Ve Kırar Göğsüne Bastırırken adlı kitapta denemelerini bir araya getirmiş Ahmet Altan. 35 farklı denemeyi, yalnızca duygularıyla, tutkularıyla değil, düşünceleriyle de karşı tarafa aktarmaya çalışıyor ve bana kalırsa başarmış da. toplumun söylenmesi yasaklanmış acılarına, bastırılmış sevinçlerine, gölgede bırakılmış sırlarına eğiliyor.
152 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Yayınlanmış bütün kitaplarını okumuş bir kişi olarak Sayın Altan'ın "deneme" tarzındaki bu son kitabını öncekilere nazaran daha nitelikli bulduğumu söylemeliyim.Bu kitabın konusu olan sosyal çarpıklıkları,toplumsal düşünce hayatındaki sancıları ve oldukça cesur sistem eleştirilerini okuduğunuzda ayaklarınız bu topraklara daha sağlam basacak.
152 syf.
·1 günde·Puan vermedi
İçinde yaşadığımız ,havasını soluduğumuz , yasını çektiğimiz, sevincine boğulduğumuz topraklarda bilinmeyen bir çok gerçeğin açık yüreklilikle ortaya konması yanlışların kabul edilip doğruya güzele inanılması gerekir. Her yazardan ,politikacidan ,generalden ,şarkıcıdan şairden beklenen budur ama çok azı bunu yapar .
Ahmet Altan bu kitabı ile yaşadıklarını bildiklerini sevdiklerini sevmediklerini ortaya koymuştur. Kendimizi birkez daha eleştirmeye varız diyenlere okunması gereken bir kitap diyebilirim.
152 syf.
AHMET ALTAN
Türkiye'de yazıya layık olan tek yazar.
Türkiye'de düşündüren tek yazar.

SORUYORUM!
‘Biz nerede koptuk bu dünyadan?’ diye soruyorum mesela.
Bu diyarlarda yaşayan insanlar, tarihin hangi noktasında, başka topraklardaki gelişmekte olan kalabalıklardan ayrılıp bugün sonuna yaklaştığımız görülen o zavallı maceraya yuvarlandı.


Şeyh Bedrettin’i astığımızda mı,
‎Piri Reis’i öldürdüğümüzde mi,
‎Nefi’yi boğdurduğumuzda mı,
‎Alevilerimizi kılıçtan geçirdiğimizde mi?
‎Nerede ayrıldı yollarımız?
‎Matbaayı reddettiğimizde mi?
‎Kendi Protestanlarımızı yaratamadığımızda mı?
‎Müslümanlığı kabul ettiğimizde, dinin yalnızca ibadetten ibaret olmayan bir ahlaki bütün olduğunu görmezden geldiğimizde mi?


‎Biz nerede, tarihin hangi noktasında koptuk dünyadan da bu hallere geldik?
Tarihin bir yerinde koptuk biz diğer insanlardan. Ayrı ayrı yollardan yürümeye başladık.

‎Onlar rönesansları , reformları, Protestanları, matbaaları, Cervantes’leri, Moliere’leri , Shakespeare’leri , Goethe’leri, Spinoza’ları , Kant’ları, Descartes’ları , buharlı makineleri ile bir başka kadere yürüdüler.
‎ Biz felsefesiz, romansız, tiyatrosuz, senfonisiz, matbaasız, muhalefetsiz bir çürümenin içinde kaldık. Aramızdaki mesafe gittikçe açıldı.
‎Ve,biz başımıza her gelenden, kendimizden başka birini, kaderi, talihi, düşmanları, hainleri sorumlu tuttuk.
Şimdi öyle bir noktaya geldik ki artık suçlayacak kimse kalmadı.

‎Biz, felsefeyi, sanatı, bilimi reddeden bir hırsızlar kalabalığı haline ne zaman geldik, tarihin hangi noktasında koptuk diğerlerinden?

‎Ve niye böyle yapmışız?

Şimdi felsefesiz, sanatsız, bilimsiz, herkesin ‘hak ettiğinden daha fazlasını kapmaya’ uğraştığı bir köylü toplumu olduğumuz gerçeği artık reddedilmez bir biçimde karşımıza çıktığında, niye bunun nedenini merak etmiyoruz?

‎Niye biz dünyanın yabancısıyız?
‎ Nerede ayrıldık biz dünyadan?
‎Tarihin hangi noktasında koptuk?
‎Ve,şimdi biz böylesine çoraklaşmış bir toplum olarak ne yapacağız?
‎Kendimizin gerçek durumunu açıkça görmek acaba yeni bir başlangıç olabilir mi?
‎Kendi gerçeklerimizi kabul edebilecek miyiz?

‎Az sordum biraz daha soracağım size


‎Düşmanlar ülkemizi işgal edip halkımızı baskı altına alsa nasıl yaşardık, neler yaparlardı bize, ne tür cehennemlerde yaşatırlardı insanlarımızı? İşgal altında yaşarken biz ne yapardık peki? Alkışlar mıydık işgalcileri, korktuğumuz için hayatımızı ve onurumuzu satar mıydık?
‎Ne yapardık işgal altında?
‎Ne yapardık ‎
‎Böyle tuhaf bir tarihsel şaka nasıl gerçekleşti?

Hâlâ insan bizim için önemli değil. Hâlâ kendimizi ve hayatımızı, bu hayatın sanattaki yansımalarını görmek isteyecek kadar ciddiye almıyoruz. Başımıza gelenleri hâlâ kaderin buyruğuna’ bağlarken, bu buyrukların niye bizim topraklarımızda böyle tezahür ettiğini, neden hep kaybettiğimizi, neden hep acılar çektiğimizi, neden duygularımızın sığlaştığını sorgulamıyoruz.
Belki de insanla hiç ilgilenmediğimiz için duygularımız böyle sığlaştı.
‎Peki neden biz kendi gözümüzde bu kadar önemsizleştik?

‎Niye, karşılaştığımız çıkmazlarda, ‘bu kaderin buyruğu mu, yoksa bizim hatalarımızdan mı kaynaklandı’ sorusunu soramadık.

Yine soruyorum size böyle sorular sorduran, düşündüren kaç yazar oldu bu zavallı ülkede?

Bilmiyorum gördüğünüz bu yüzlerden ve şu ülkenin yaşadıklarından memnun musunuz?
Ben değilim...
Bu ülkenin artık değişmesini istiyorum.

Şöyle diyor Ahmet Altan; “Ben, ülkemin, kimsenin faili meçhul cinayetlerle öldürülmediği, kimsenin ortadan yok olmadığı, hukukun ciddiye alındığı bir ülke olmasını istiyorum.”

Bunu istemek suç mu gerçekten bu ülkede?

Yine soruyor Ahmet Altan

BU TOPLUM NİYE KENDİNE SORULAR SORMUYOR?
152 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Ahmet Altanın muhteşem anlatımı ile günümüz Türkiyesini özetleyen başarılı bir sentez diyebilirim hatta dünyaya bakış açısıda denebilir cezaevine girmesini insan daha iyi anlıyor
152 syf.
·Puan vermedi
ahmet altan kalemi kuvvetli olan bir yazar. kendisini ve hislerini ifade etmesini iyi biliyor. duygularına güzel kıyafetler giydirip açığa çıkartmayı sergilemeyi seviyor. herkese tavsiye ederim. Ahmet Altan
152 syf.
·29 günde·Beğendi·8/10
Fikri mevziler arasında köprü kurulamayacak uzaklıklar olsa da dilimiz de kelimeleri ışıltılı cümleler haline getiren betimlemeleri ve görmezden gelip gözümüzü kaçırdığımız gerçekleri yüzümüze çarpan bir kitap..
 — Felsefeyle cinayet birbirine benzer, diyordu gülerek.

— Cinayette bir adamı parçalarsın, felsefede ise daha önce oluşmuş düşünceleri.

 
Aslında hiçbir şey kâr değil insana. Ne gücü, ne zayıf yanları, ne de yüreği.. Gölgesi bir haç gölgesidir kollarını açsa ve kırar göğsüne bastırırken sevdiği şeyi...
Bir Yunan kralı, bir sohbette, ‘Akıl mı önemlidir, yiğitlik mi?’ diye soran danışmanlarına, ‘Herkes akıllı olsaydı yiğitliğe ne gerek kalırdı!’ demişti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ve Kırar Göğsüne Bastırırken
Baskı tarihi:
3 Nisan 2003
Sayfa sayısı:
168
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750703103
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
ve Kırar Göğsüne Bastırırken
Ve Kırar Göğsüne Bastırırken
Ahmet Altan, yalnızca duyguların, tutkuların değil, düşüncelerin de yazarı. Birçok insanın sustuğu, susturulduğu, sindirildiği dönemlerde, düşüncelerini açıkça yazmaktan, inandıkları için mücadele etmekten çekinmeyen; defalarca yargılanıp mâhkum olsa da düşüncelerinden taviz vermeyen güçlü bir kalem. Kalabalıkların, sessizliğin karanlığına çekildiği zamanlarda toplumun vicdanı olmayı başaranlardan biri. Ve Kırar Göğsüne Bastırırken ‘de, düşüncelerini her zaman insan duyarlılığının sıcaklığı ile ifade etmeyi başarmış olan Altan ‘ın, hayatımıza, geçmişimize ve geleceğimize ışık tuttuğu, kaygılarımızı ve umutlarımızı dile getirdiği yazılar var. Romanlarında insan ruhunun derinliğini, insanın kaderini, hüznünü, coşkusunu anlatan Altan ‘ın bu kitabı, toplumun söylenmesi yasaklanmış acılarına, bastırılmış sevinçlerine, gölgede bırakılmış sırlarına eğiliyor.

Kitabı okuyanlar 150 okur

  • Ebubekir  Güzel
  • fadime altıok
  • Hasan şimşek
  • Nurullah karakaya
  • Fatoş
  • Srn
  • Azra
  • Hilal altun
  • cankat sessiz
  • Güllü Türk

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5.3 (2)
9
%0
8
%5.3 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0