O meçhul askerler bizi hep ıskalıyorlardı, ama aynı anda, sanki bir giysi giydirir gibi, bizi ölümle sarmalıyorlardı.Kımıldamaya bile cesaret edemiyordum
Kafalarımızın üzerinde, şakakların iki, hatta belki de iki milimetre yakınında, yazın bu sıcağında, sizi öldürmek isteyen kurşunların havada arka arkaya çizdikleri o alımlı uzun çelik ipler çınlıyordu.